Terleyen bir at dedi ki:

8 Aralık 2012 Cumartesi

Giderken


yaklaşık bir ay kadar önce yazmış bulunduğum, varlığını unuttuğum bir şiir


bir kez daha gidelim demek istemiyorum, farkındayım,
yorulmuşsun yarı yolda kaybetmekten kuzey yıldızını
ve yalın ayak kovalamak akıl karı değil enginleri
ki zaten ezberledim bu eziyetini
gidebiliyor olmak standardın üstünde sorumluluklar biriktiriyor ses tellerime
küfretmek aramızdaki demiryollarını kaldıracak gibi
bana gitmeyi hiç bu şekilde öğretmediler
fiilin ötesinde öznelerin kaybolduğunu
tütmesi gereken ocaklara ipotek konulduğunu
alınırmış bademcikleri yüreğin
sarılmak meşrulaşırmış
ve gidebilmenin özlemiyle sarılınca insanlar
çözülür gönlü buz tutmuş maşukların
yoksa nasıl yazıldı sanıyorsun hülyalara batırılmış bunca aşk şiiri
gitmek düştü mü akla
o kalem oynuyor yerinden bir lahza
gün ışımadan üzerine
bir kaç söz adamak lazımdır, haykırmak lazımdır sargıların dökülüşüne
sövmeden gidişine, sövmeden gidemeyişine

ama elbet gidilecek bir kere daha
gönlümün fahrenaydı düşedursun güzellik uykularımda
çünkü uykular narindir, ve dayanamaz ufukların cazibesine
yerinde saymak molasıdır azılı gidişlerin
tek şeritlidir ve şehirler arası değildir hayat
karnın acıktığında sağa çekip mangal yapamazsın
korna çalanın bulunur elbet
gidecek olandan sabır dileyemezsin
hayallere mahsustur o
bir de masallara
hayallerini ayrıştırabildiğinde masallarından
öylece kalakalacaksın sokak ortasında
kalacaksın ve kekeleyen zaman olacak bu sefer
dilin çoktan ambargo altında
ekşiyeceksin
kentin samimiliğine aldanıp da
tükürüğünün tadına bakmış gibi

bil ki sen gelmesen de ben gideceğim
sana gel demiyorum, elimde ne pusulam var
ne de uzanıp beraber seyredebileceğimiz yıldız dolu bir gökyüzü
bir de bunun için gidiyorum işte
özerimde törpülmüş takım yıldızlarının kabası
sırtımda kaçırılan tutulmaların vebali
hal böyleyken nasıl niyet edebilirim seninle bir azığı paylaşmaya
göğsümün tam üstünde bir cevşenim var yolluk olarak
onun da içini açmaya fırsatım olmadı hiç
korkuyorum
tam yola koyulmuşken
ya pırıltısı kaybolan yıldızlar teker teker kayarsa
ya sen farkında değilken gazzeye giden bir füze takılırsa saçlarına
gökte uçan atmacalar hedef bulursa seni
ya namaza duran bir mecnunun önünden geçersek
a şehrinden b şehrine geri vites giden bir araba fark etmezse bizi
ya mayınlar döşenmişse aramızdaki fay hatlarına
bir çocuğun feryatları en uç noktasında bozarsa sessizliği
göz göze takılıp kalırsak öylece

gidiyorum yardım ekipleri yetişmeden aramıza
gidiyorum duymadan daha çok intihar sancılarını
bütün görkemimden süzülmüşüm
tek duyduğum o tanıdık name
subhanallah, gidişlerime de işlenmiş ses tonun
ve sen devrim adına çay içiyorsun hala
sıkılmadın mı şu varsayımsal romantizmden
yanlış anlama sana kalk gidelim demiyorum
üstelik bu sefer çok eşyam da yok
bu sefer heybemde kitap yok
aşk yok
o kadar aceleciyim

gidiyorum
sorma rotamı
gönlü olan adam bilmez nereye gittiğini
ve sakın sorma
ne kadar
hiç niyetim yok saymaya

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder