Terleyen bir at dedi ki:

27 Aralık 2012 Perşembe

Öyle Şükret Leyla


 Biz karanlığa hopsolmuş nesillere aydınlık devrimler büyüten resulün emanetçileriyiz Leyla. Gökyüzüne ve senin gözlerinin umman maviliğine yüreğimi emanet edişim de bundan.
Gözlerinin göz yaşartıcılığına teslim olmuşum, kurtuluşa erenlerin canlandırıldığı uzun metraj bir gösterimde başrol oynayacağımıza inanmamdan
Öyle fosforlu gelecekler kurguluyorum senin hakkında. öyle karlar altında öyle sımsıcak kışlar. Öyle rüzgarların aksine yürüyoruz.. Öyle sıkı sıkıya sarılmışsın ki örtüne Öyle bozgun lodoslara tahammül ediyoruz hep birlikte.Öyle hırçın dalgalar savuramıyor başörtünü.  Öyle Resul'ünkine benzer bir edayla tebessüm ediyorsun engin merhametinle, sade masumiyetin damlıyor şakaklarından. Öyle billur sesini saklıyorsun etrafındakilerden. Ölümüne bırakmıyorsun ellerimi öyle söz veriyoruz birbirimize.
Şükret Leyla. Kurtulalım bu kokuşmuş karanlığımızdan
Şükret birkaç sahne çekelim birlikte. Gazze'ye gidelim, fonda umutlarına  bomba düşürülen çocukların direniş türküleri olsun. Gemilere binelim Leyla. Açalım kollarımızı güvertesinde. Bir gemi de biz kaldıralım yüreklerimizden. Gemilerimiz yolda kalmamalı Leyla. Biraz umut biraz Kudüs özlemi. Hepsi bu kadar. Gemilerimizi suya indirilebilmek şükretmeye yeter sevdiğim. Gemilerimi yolda bırakma ne olursun. 
Şükredelim Leyla.Gazze'de Ramallahta Afganistan'da  Allah'u ekber çeken minik yüreklerin selzenişlerini duymamıza. Şükredelim aramıza kıtalara giren kardeşlerimizin dertlerini dert edinebilmemize. Aç ellerini sende katıl duama. Allah dertlerimizi bizden ayırmasın, gökten çocuk ölümlerini haber veren seslerin kesilmesi adına.
Şükret Leyla kaçalım bu şehrin loş ışıklarından. Kaçalım dertlerimize gölge düşüren bir grup samimiyetsiz insan kalabalığının boş haykırışlarından.
Hazır ol Leyla sana gönderiyorum bütün birikintilerimi. Bütün aşklarımı sana gönderiyorum. Yağmurun deli ettiği şu karanlık sokak aralarında izbe bir binanın ikinci katına kurulan radyo istasyonunun yüreğimi dağlamak adına çaldığı bütün şarkıları, alperlerin muhsinlerin tufanların sezailerin ismetlerin hayalperest devrimcilerin yani, romantizme farklı bir boyut katan bütün şairlerin en deli mısralarını, sıradaki ezanı, ezanın ardından rekat rekat kavuşmaları, ve sonra ellerini semaya yöneltip umut dolu gözlerle, umut dolu sığınmaları, şiir yazma molalarını, tavanda bir noktaya kilitlenip sabahlamayı, bunların hepsini sana gönderiyorum leyla. Seni çıkardığımda arta kalanları yani. Sensiz bir hayatı çekilir kılabilecek yegane unsurları. Hepsini sana yüklüyorum da Leyla olabilme yükünü alıyorum sırtından. Hafifletiyorum heybeni. Korkutmasın gözünü önümüze biriken bu yol, bu ufku aşkın umman. Gerekirse senin leyla olman gerektiği kadar daha mecnun olurum ben, dikkat çeken çabalarım hep bundan...

Senden yakama yapışmanı istiyorum Leyla. Aşkının sarhoş ediciliği altında atladığım gecelerin hesabını sormanı istiyorum. Boğazlarına kadar birbirinin günahına saplanan gönüller ne güzeldir. Allah bize birbirimizin günahlarında boğulmayı nasip etsin sevdiğim. Bunun için bir an evvel yakama yapışmalısın ama. Kulaklarımı ağrıtacak şekilde bağırmalısın. Bütün öfkeni püskürtmelisin yüzüme. Gece yatarken bir hatıran kalmalı bende başımı zonklatacak. Bana öyle laflar etmelisin ki Leyla ne olduğunu anlayamadan içimdeki mehdiler doğuversin birden. Sokağından geçen tankların devrim sesleriyle uyanan bir çocuğun şaşkınlığı gibi öyle savurucu mısralarla karşılamalısın akşamdan kalmışlıklarımı. Öyle son bulmalı haykırışlarım, umman mavisi bakışlarında gizlediğin kararlılıkla  
Ben bu saatten sonra bir sana dert yanarım Leyla. Bir sana anlatırım yüreğimin su birikintilerinde kıyıya vuran balinaların hazin öyküsünü. Bir sende ararım gökyüzümden kayan yıldızların parıltısını. Rüyalarımı kendim kurgularım içinde bir sen olursun bu saatten sonra. Rüyalarımda dertlerim.
Dertlerimde yalnız sen ve ben ve yarı yolda bir gemi
Artık tek dileğim gözlerimi gözlerine dayayıp bir namlunun ucunda kudüse götürmek seni.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder