Terleyen bir at dedi ki:

28 Eylül 2012 Cuma

Ey Sevgili

Bir koro kuralım ey sevgili 
Bütün ayıları uyandıralım kış uykusundan
Hudutsuz sevgi diyelim, kardeşlik
Musallat yarıda bırakılmış aşklara 
Bir koro kuralım ey sevgili
Konuşmayı başaramamışların anısına


Riyakar konuşmacıların sözleri bittiğinde
Çıkarttıkları bombalara özürleri kalmadığında
Demokrasi yobazlarının 
Ve söndüğünde hokkabaz pişmanlıkların mumu
Çıkartıp heybemizdeki tozlu kelimeleri aydınlığa 
Karanlığa ışık tutup 
bir koro kuralım mesela

Şair olmak

Bugün bir kağıda kükredim sevdiğim
Sen olmadan boğazımdan geçmeyen
kırıntıları yağdırdım
sağanak sağanak
şükrettim rabbime yiyecek ekmeğim var
Ki zaten tevazudur şair olmak

Ve şair olmak
Şükretmek satırların arasından
Bir betim bulmak yaratılmışlara
Kulak vermek ele avuca sığmayan
karamsar kuruntulara
Bizatihi sansasyonel bir endişedir
kalemi eline almak
ve bir nimettir
Doğan güneşle beraber
Şair olmak

21 Eylül 2012 Cuma

Kan Getirten Mısralar

Ayrılık dolu düşler görüyorum vera
Adını sildiğim rüyalardan geçiyorum
Fonda lir sızlıyor ben dinliyorum
Bak işte bir şiirden kan geliyor vera

19 Eylül 2012 Çarşamba

Vurulsun Boynu Masalların Uzaksa Hayata

Say Ki

Say ki dost
Say ki ebedi
Say ki muhasebedir laçkalığım
                kumarbazlığıma muhafazakarlığım

Say ki günahlarım "Esaretimin bedeli"
Dindarlık fakültesi
Zikirlerimde varyemezlik var
Say ki lütufudur tanrının bize bizi
Düşlerimde ses geçirmez odacıklar dar


18 Eylül 2012 Salı

Sevgili Dost

Kulaklar işgal altında. Bu yüzden kelimeler yerlere dökülüyorlar. Ağızların kapıları kırık. Bu yüzden kelimeler ayağa düşüyor. Bu söz yığınlarını kim kaldıracak. Hiç kimse! Ama azarlanacak "bak ne buldum" diye kelime taşıyan çocuklar evlerine. "At o pis şeyi "denecek onlara Çocuklarsa yıkayıp bazı kelimeleri saklayacaklar yastık altlarında 
-Ali Ural-

Yeniden kazanılmış bir dosta, sevgi hatırasına

Dostumu Düşlerimi

Şöyle bir sevgi
Dosta içeri 
Değil mahdud
Tesbihimde adı gizli taneleri
Üflese düşlerime rayiha gibi

14 Eylül 2012 Cuma

Cemaat Arıyorum Kendime

Batıl Balina- Salih Kılınç-

Arayışlar dayım...
Şöyle karşılıklı demli bir çay içip, hayattan edebiyattan konuşacağım, beni üçüncü görüşmemizde tekkesine yurduna çağırmayacak bir Müslüman arıyorum. Beni gazete abonesi yapmayacak bana bir örnek elbise giydirmeyecek bir topluluk arıyorum. Okulu, dershanesi, yurdu olmayan, içinde elli tane sorumlu, müdür, reis, imam vs barındırmayan, "turnikeye önce girenlerin" sizin hakkınızda sonsuz tasarrufa sahip olmadığı, üstünlüğün/hiyerarşinin sadece takva ile olduğu, cemaat önderlerinin İsviçre çakısı gibi her şeyden anlayan bir insan olmadığı bir yer arıyorum. İnsan hem şair, hem vaiz, hem siyasetçi olabilir mi abiler!

Ey Ümmetimin Liderleri, Ey ümmetin halkları!


Şeyh Ahmed Yasin’in Duası



Allah'ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikayet ediyorum!
Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah!
Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!
Ben ki saçları ağarmış, ömrünün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belalarının estiği biriyim!
Tek isteğim benim gibi, Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!
Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helak olmuş ölüler!

Küfre yaklaştıkça inancım artıyor!


Kanla Kirlenmiş Evrak

 Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda.
Asklarim, inançlarim isgal altindadir
tabutumun üstünde zar atiyorlar
cebimdeki adreslerden umut kalmamistir
topraga sokuldugum zaman çapa vuran adamlar
denize yaklasinca kumlar ve çakil taslari
geçmis günlerimi asagilamaktadir.

11 Eylül 2012 Salı

AYDIN MISIN? (KORKULUK OL)A NAZİRE (Rıfat ILGAZ’A)


Safları tuttuk ta yücelerden
Tabanımızda mağmalar kaynar
Duyuyoruz hukuku bekleyenleri
Eklemlenenler millete sunula… 


Kan uykulardan arındık
Atardamarlarımız lav gibi
Ses olduk ışık olduk ve yumruk


ben bir cumayı bile hakketmiyor muyum?


ÖYLE YALNIZIM Kİ

İçimde öyle bir yalnızlık taşıyorum ki
Hiçbir yağmur ıslatamıyor bendeki seni
Güneş ise kurutmaktan aciz ya
Gözyaşlarımda hapsolmuş seni

O kadar yalnız bırakıldım ki
Robinson a bile iğreniyor ruhum
Beni bu hale getiren seküler zihniyet
Ben bir cumayı bile hak etmiyor muyum?

Bir kuru salavat...




analarının iffetlerine sırt çevrildiği bir ülkede
yaşadık biz kızım
yasaklarla dolu bir coğrafyada

bizim zamanımızda öyle istediğin gibi
giyinemezdin kızım
Fatıma anan gibi giyinemezdin
anneni okullara almazlardı
annen yasalar kapsamında dövülürdü kızım
ablalarının kıyafetlerini parçalarlardı

Kral Pornografik


yalanım yok dünyada en çok sana hiddetlendim
çünkü sevdim
çok sevdim buna inandırdım imamı
Allah ve şahitler huzurunda sevgilim
belediye ikimizi topluma inandırdı
çoğu zaman bir öpücük kâfi mutabakattır
öyleyse attığımız imzaya ne gerek vardı
aşkımız hukuki bir gerekçeyle vurulmuştur
o imza devleti üstümüze bulaştırdı

Vera özlemim Vera...

Hiç söylenmemiş sözler söylemeli 
El değmemiş duru sözler sevdiğim için 
Sevdiğim! 
Şehir giysileri kıskanır ve bu yüzden bürünür geceye 
Güneş gözlerinden beslenir ve saçlarını kollar görmek için 
Sensizken; şehrin boş meydanlarında yürüdüm 
Kalın puntolarla iri laflar ettim 
Öfkemi saldım iri dişli postallar üzerine 

karanfillerini sulamadan gidiyorsun...


gidiyorsun
yalanlarından kaçmaya gidiyorsun
beni mahrum bırakıyorsun
anlamıyorum
kırçiçeğim
karanfillerini sulamadan gidiyorsun





Korkuyorum...


şimdi batıyor ruhum dehlizlere
işkence odalarında açıyorum gözlerimi
sabahlarımı çaldın ya
korkarım ki tek yol
sığınmak
gecelere