Terleyen bir at dedi ki:

23 Ocak 2013 Çarşamba

Özgün Aşk



bir günümü demirden tezgahlarının üzerinde işleyip
birleştirilmesi zor bir yapboz yapmışlar
uzunca bir yol akıtmışlar tuvale
gitmem gereken, elinden tutarak koşturmam gereken
yalınayak ve hür bir biçimde
hiçbir rüzgarın etkisi altında kalmadan
mola verenlere itirazım var çekilin lan yolumdan
şu arsız lavabo tıkaçlarının köküne kibrit suyu
zaten bir parçası yanlış yere konmuş yapbozumun
yol sapmış ne yöne baksam başlangıç noktasıdır karşımda
çok değil sadece bir parça değiştirir bütün maziyi
geleceği ve resmin ana fikrini
bir çift söze bakar geleceği şimdiden planlamam
rastgele bir kader tayini bellemişim seni

adını yazdırmak istiyorum sağ yan meleğime
murat abinin dualarının bir köşesine iliştirmek 
yok yok, tam da merkezine layıksın sen
sevabım olmanı, günahlarıma çarşaf durmanı istiyorum
ateşimi sarmalayarak zararsız hale getiren

dünlerden ders çıkarma
ikimizin emin olduğu yarınlarda boy gösterelim
bütün konsantrasyonunu bana ver
düşlerimin üstünden turnikeye gir
ulaşmak için varoluşumun, seni arayışımın derinliklerine in
bir dinle yüreğimden kopan fısıltılarını hangi makamda
araştır gönlümün duvarlarını
ne renkle çizmişim gözlerini

ben her gece seninle ölmeye bir adım daha yaklaşıyorum sevgilim
okumayı yeni sökmüş bir çocuk kadar masumum aslında
kelimelerim bozulmamış ölüyorum diyorsam ölürüm
ihanet etmem senin gökyüzüme parıldayışına
sana şiir yazmam beni her geçen gün daha liberal kılıyor
ve nara atmam duymayacak olmana
cümle alem rahatsız
seni sevmemi bir nebze olsun hafifletmiyor  üçüncü dünya savaşı
amerika kapital planlarında bize yer vermiyor anlaşılan
aşkımızı meleklere devretmiş Allah
ve bizim kayan her yıldız için O'ndan bir dilek hakkımız var
gözlerine her dalışımda bir duaya ihtiyacım var sevgilim
ardından mola vermeden hayal kurmaya

sen çok yorulursan benim müsait olmamı bekleme
bir gözyaşı mesafesindeyim en içten yakarışlarına
 ha desen yanmaya hazır bir fitilim
benim nefes almam senin için bir önlem aslında
felahımsın diyorum sana,
bu dümdüz giden yolun gece bekçisisin

fitilimi ateşlesen bütün yalınayak çocuklar ısınabilir biliyor musun
koca bir şehri karlar altından kurtarmaya yeter sevdam
kavuşmamıza kurban versem açlar doyabilir
iftar çadırları düzenleyebiliriz, kardeşlik iftarları
seninle mum ışığında bir tabağa 50 kağıt saymak yerine
50 bin deriz yüz bin ne kadara doyacaksa işte evlat edineceğimiz o çocuklar
ümmetin büyümekte geç kalmış kekeme çocukları

tutarım kolundan karaköye gideriz istersen
sana o aşık olduğum sur içini gösteririm
sonra bu şiir şehrin her mısrasında aslında seni zikrettiğimi
ayasofya'nın duvarlarına gizlice ismini kazıdığımı anlatırım
gülersin ve daha önce koparttığın bir çiçeği
yeniden ekmiş olursun senin adını verdiğim bahçeme
fark etmesen de kalıcı izler bırakıyorsun sinemde
hem bu şehirden, hem bu yağmurdan daha yoğun olarak
allahın rahmet ettiği bir şeysin düşlerime

masalları unut, destanları, popüler aşk şarkılarını
finalsiz bir tiyatroyu yeniden kurgulamak  yaptığımız
leyla mecnun ferhat şirin hepsi yalan, demode
bir tek özgün olan varsa bizim aşkımız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder