Terleyen bir at dedi ki:

24 Mart 2013 Pazar

sana eyyamcı kinler biriktirdim
öylesine severken, ölesiye teslim olmuşken sana
amacımdan kaybolmuşken, unutmuşken sisli haritaları
yüzün bana hep o son günü anımsatıyordu
bir şehir yaktım, tanrıyı istemiyordum
çünkü o
bana hep seni hatırlatıyordu

aleve verdim günah diye adlandırdıklarını
unutuldu bostanlıkların kokusu
dumanaltı bir şehir istanbul
yaraların şehri
korkulu düşlerin, erken ölenlerin,
sokak ortası üreyenlerin şehri
elvedalar var yosun tutmuş bu kaldırımlarda
solgun yüzler gizleniyor sokak çocuklarından
yaza veda, çiçeklere, şiire veda
veda hayatı iliğine kadar yaşayanlara

sahte bir hayat yaşadım şu istanbulda
aşklarım birer birer inançlarıma kayardı
günlük sayfalarını karıştırdığımda yahut
gölgemi seyre daldığımda
garip bir tafraydı üzerime göçen
sanki acı çekmek için yaratılmıştım
başka yolunu bilmezdim yaşamanın
korkmaz idim sabaha çalan gecelerden
o dumanlı gökyüzünde saklı bir noktadaydı kuzey yıldızım
sonu yoktu bu plastik şehrin
yoldan geçenlere sığınacağı yoktu
kendi terimle boğuluyor
 ve kirleniyordum
düşsüz bir koşu bandının dişlilerinde


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder