Terleyen bir at dedi ki:

27 Ağustos 2013 Salı

steril dünya

müziğe tahammülün yok
şiire ve buruk acılara
sıyrılan nefislerimizi kurcalıyorsun 
ey beni çıplak bir korkuya düşüren dünya

yol bir ölümdür ve sevgilinin busesi
kuyuya yusuf... yusufa züleyha...
sonsuz düşüş, dahası yok, dahası ölüm "diriliş"
niçin denizi taşlarız biz hala
gökyüzü çekerken ellerini yüreğimizden
ben bunu bildim bununla hatırlanacağım
gözyaşı tazminatı olacak yaşamımızın
dünya, ağlamaklı suretiyle hatırlanacak

çocukluğumuzdan kurtulalım demiştim
bu muydu ölüm fermanımız

2.
bir savaşçı varmış ya hani güller yapıştırmış zırhına
güller yapıştırmış kalbindeki yaralar gözükmesin diye
düşler gördüm ben de çırılçıplaklığın istilasında
sigarasını hala elleriyle saran adamlardan
dilimden kıvılcım çıkarmasını öğrendim
bu şiiri sevgiliden ayrılmaya benzettim bir de
aklım çıkılmamış yolun yorgunluğundaydı

inşaasız bir gökyüzü istiyorum bunu yazın
bir yerlerde düşmeyi unutmuşuz bunu da
şimdi biz öyle sıkışıyoruz ki gaddar zamana
kozasından kurtulamamış kelebeklerinkine benzer
çünkü biz kolayına vurdukça işin
steril düzenlerimize ayak uydurdukça
geceyi hep bir nefessizlikle bitiriyor
türkülerimiz saçılıyor... ellerim,
imreniyor ölümün berraklığına
sahi, siyah iple beyazı ayıran biri var
zihnim boğuşturmaya yeltense de
inkara yanaşılmayacak kadar var
aczimi dikizliyorum
"partizanlığım ara veriyor"

haklı mıyım ki kuyuya direnmekte
hem kuyu öngörülmüş bir son olsa gerek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder