Terleyen bir at dedi ki:

26 Ekim 2013 Cumartesi

Hiçlik

bir gün bütün hıncımı soyunacağım anne
bilek damarlarımdan fışkıracak hayat
göreceksin
fabrika bacalarına dargınlığım kalmadı
gri pencerelerine alıştım hayatın
öksürdükçe ciğerleri ölümle dolan
ağlattığım her kuştan kendime bir pay bildim
çünkü anne
ben kaybetmenin kısık sesli haliydim

bir düşünce baskı yapıyor şimdi parmak uçlarıma
bir yalan kavuruyor özbenliğimi
artık ağlamayacağım
yarıp gireceğim içine
esrarengiz kuşatma dedikleri her neyse
arınıp çıkamayacağım belki
içten içe paramparça edeceğim akyuvarlarımı
Allah'ım güç ver kollarıma
zamanı arşınlıyacağım
gökyüzü gözlerime bocalansa da

sabah direniyor uykuya
beni bu dipsiz kirlenmişliğe salveren gece
düş yakamdan

kurtarılacak bir adam değilim kendi karanlığımdan
gökyüzünün yüzüme küsüverdiği olur
evlilik bilmem nasıl ulvi bir mesele ama
sanırım her aşk bir gün yorulur
aczimi görüyorsun geçer bir kuralım yok
sahi meksika sınırı böyle uzakta mı

çünkü kuyunun yolunu kaybedince yusuf
sendelemiş bir hiçliğin dibine



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder