Terleyen bir at dedi ki:

21 Eylül 2013 Cumartesi

gözlerim protesto

allah'ım bıktım oynamaktan yeminler olsun
ve artık kendinden eminmiş gibi davranmama hiç lüzum yok
nasıl bir vahşetin içindeyim bilmiyorum
nasıl bir vahşetin peşine sürüklüyorum bizi
ki ben kafasını elleri arasında ufalayan
allah'ım gözlerim yaşama bir protesto
gözlerim ölüme dair
hayat, utançlarımı saklayarak peşinden koştuğum
dudaklarımdaki kiri göstermemek adına
direndim çarşaflara bürüdüm kendimi
medet umdum gökyüzünden
ve kanadı kırık akşamüstlerinden
nasıl kandırılmayacağını öğrendim senin
oyunla kaçırdığım bir öğünümdün
ekmek kadar, düş kadar
işlenmiş toprak kadar
düşmandın yarım kalan açlığıma
hatırlıyorum, sana haykırdıkça
enginde yalpalayan boğuk bir sesim vardı

biz de türkü söyledik
ben de kazinacagini sandim adimin daglara
aşk derler, olume benzer en cok
aşk derler iste boyle atese gozu kapali
feleğe dayanmadim ben istisna degilim
popüler müziğe aşikar da degilim
Sağciliğa mecbursa ki gönlümün intifadası
haysiyetsiz, tarafsız, entellektüel ve ama
duyuramazken ben ama hıçkırıklarla sesimi
dünya! bana körelmiş bıçaklarla saldırma
Her düşüşte diyorum düşen düşürenledir
bir ayağım çukurda ya, aşkın yan etkisi bu
kabus zemin üstünde serbest tökezleyişler
biliyor musun pazar sabahları bile sevemiyorum seni hayat
güzün boğuk baharın yaşama endişesi
gönlüm biçiyorsun, hani gül de yeşeriyor ya bazı
Unutarak isyan, unutarak yarayı ve yesi
ben de ask dedim tanimlarken, hayatin
Haddini asmis bir esprisi


8 Eylül 2013 Pazar

nereye yetişeceksek beraber yetişelim

kırıldın.
ve geri dönüşleri parçaladığım bir haritada öyle masum, öyle sersemlemiş duruyorsun.
ve mağdur... ben de çok anlarmış gibi hayatın işleyişinden, ben de çok malummuşum gibi kadere
geçmiş karşına engerek yılanı gibi tıslıyorum. Bağırmalarımın ifadesi yok, doğaya ters düştüm; sana sıçradı çamurum.
jilet vurmasaydım bileklerime, kanım yüzümde belirecekti...

ölüm eskimişliğimdir sevgilim, senle dirilirsem ben bir daha eskimeyeceğim.
sen gül ki günün sonunda hayatın bütün sigortalarını attır. içimdeki meydanlara doldur daraağaçlarını. anılarımı idam mangalarına cesaretlendir. urlarımı diri diri yak.

günün sonunda merhaba de bana. yeni karşılaşıyormuş gibi yeni yaratılmış gibi. Öfke yeryüzüne indirilmemiş gibi. Yolda gör beni elimi sık yüzüme bak güneşe değmiş gibi kıs gözlerini. Ben seni lafa tutayım ömer neyapıyor diyim dayından ne haber? senin yetişecek bir yerin olsun engelin ben olayım. araya sıkıştırayım
"-ben değiştim biliyor musun" sen o güçlü tavrını takın dilin tamam derken gözlerin, hayatında gittiği ilk sinemada reklamların bitmesini bekleyen çocuğun sabırzlığı gibi baksın bana. ben sana ciddi olduğumu söyleyeyim "artık doğum günümde ne istediğimi biliyorum." ben bunu diyince gülmeye başla sen. o umudu yakalayayım duruşunda.
Sonra nereye yetişeceksek beraber yetişelim.
sonra bir gün yine anlaşamayalım. daviye konusunda...