Terleyen bir at dedi ki:

4 Nisan 2014 Cuma

İntizar

Yolun başında durdukça görünmez sonu
son görmemiş gönle dokunan 
Ses değil, hesap değil
Bir tek gözyaşıydı, karın tokluğuna yaşamanın bedeli
İntizar: perde dikilmişken ölüme
Aralanır, beyaz gelinlikler içindedir hayat
Oturur karşına 
İki zar atar sonra 
Perde kapanır: intizar!
Aldırma gönül derler sövesin gelir
İnsan bilakis her vakitte aşkın ve yaşamın acemisidir

Ben şimdi bunlara masal desem 
Dur diyecekler
Durdukça esiyor hoyrat rüzgarları hayatın
Çifte namludan çifte mermilerle
Yoksulluğun boyun eğdiği bir endamla
Aralıksız ve sert adımlarla
İntizar: ne ara düştü bu yoksulluk yüreğimize
Hangi yalanla başlamıştık
Gökyüzünün engin maviliğini koyvermeye
Şimdi ben masal anlatsam dur diyecekler
Yaşamak tek şeritli bir yol değil ki
Hayır bu eller alışmış bir kere 
Gülün dikenini sebepsiz avuçlamaya
Kangren parmakları ısırarak
Dilimizde büyüyen kemikleri ısırarak
Boyunların örselediği halatları ısırarak
Hayatın masmavi sularını seçiyoruz
sırf acemilik olsun diye
Her rüya biter derler elbet, ama aşk?


Kendine orta çağdan bir yaşamak beğenen adam bilmez
Ama ilmikleri böğrüne dolayan çocuklar iyi bilirler
Her fani tutunmak için kırılacak bir dal arar
Düşen düşmüşlüğüyle güzeldir 
Hemde kalkan kalkmışlığıyla
Yaşamak güzel elbet ama biraz talan
Gözümü açtığım an gösterdiler acıyı
Acı, insanı ölmekten alıkoyan
Şimdi ben anlatmaya başlasam dur diyecekler
Hesap falan, yorgunluk falan, mantık falan
İntizar:...