Terleyen bir at dedi ki:

30 Haziran 2015 Salı

İlk Kanıtımsın (OLduğuma Dair)

iki kalp arası yorgunluk nedir
gelir gecenin tenine el olur gözlerin
gözlerin o ince beyaz kurda kuzuluk devşiren
ecel, büyük avcı alırken kokumu
kovalamaca içinde adını unutan sesime
yağmurdan bir alaturka hüzün yankılanıyor
ağlıyorum buyur
sen de bir ucundan tut sevgilim

tohumu çiçeğe dün eden merhametin nerede
haykırıyor gözlerin sakladığı kuşkuyu
ben çıkmışım olmazlar durağından geçmeye
yaşamazmış bir kerecik ölenler doğru mu
elde tef elde kitap bu aşka sulh vermeye
davullarla geliyorum selamlasana bandomu


büyüklük nefesindir göğü hapseden içre
sen bir aydınlıksın, göğsümde silüetin
uç sınırdan yükselen aydınlığın öyküsünü
bilseydin kim söyletti kalbe ilk türküsünü
sana varmak dünyaya taşınmak gibi şiir
bilmelisin sendi aklımı ilk yokladığım
biliyorum gözlerindi bozan bekaretimi
biliyorum sendin göğe ilk kucak açışım
kazanmakla kaybetmek arası bir yerde
allaha yakın...

13 Haziran 2015 Cumartesi

Yaban Mersini

Akgün Akova'nın Caz Çiçeği'ne naziredir.

biliyorum son öpüşümdür bu seni 
kır çiçeklerinin bize açtığına mütabık
kasımpatları yetişir artık bahçemizde
bir yol ki ne kadar uzunsa aramızda

başının ucundayımdır halbuki
gece de erken çökmüştür ne yazık 

bilinir kaçıncı fırtınandır bu senin
dünyaya kalkan kılıcın 
bir kez daha düşer gövdeme 
kalp bağıma uğrayan tek güldür 
çamura bulaşıp tüm bahçemize dadanan 
bir ölümü başlangıca ilk benzetişim değildir
geçip gitmesidir yanından 
yorgun bir yolcunun bir kervansarayın
aynalarda takılı kalmış gözlerinin yeşili
aynı rüyaya aynı saatte uyanışımdır her gece
bilinir nasılsa, dinmez ölümsüzdür yaramız
bu şiir kalemi sağ elime ilk alışımdır sevgilim

biliyorum sendin, eksintili göğsümü ilk kurcalayan
cevapsız sorulara adını verdiğim kadın                 
ve muttasıl üflediğim camların 
buğusuna kazıdığım 
bir cenaze marşı geçerken dilimin ucundan
anladım ki sendin
göğe gözlerimi ilk iliştirdiğim

yaban mersinim 
nasıl denir bilirim 
acele mi aciz mi kaldık dünyaya