Terleyen bir at dedi ki:

30 Temmuz 2015 Perşembe

Açığa Çıkmış Bir Ruhun Sakladıkları

Durgun şiirler yazamıyorum, bastırılmış bir dilin acelesidir bu

Tescillenmis bir dosyanın dönüşü yoktur
Ben aşkın olduğuna inandım
Hem de cok hastayim
Dermanın derdine baka baka yoruldum
Aramak da bir inanmamaktır
Bakarken durulursun
Baktığını görmenin huşusu ile
Kendi içinde bir başka kendine sunulursun

Tanındıysan bir kere ne gizlenicek yer
Ne de hasta ruhuna itirazın bulunur
Yenilmek bilinmektir savaşır gibi
Dönüp cebinden düşürdüğün zamana
Kılıç bileyleyenin hirası yoktur
Ben bu denizin tuzuna muptelayim dersen
Zaman da bir nil gibi kalbinden sorulur


Bu asktir, yani dunyadan alacağın olmaması
Yenildiğin anda tabutta bulunursun
Bulunduğun tabutta bir dünya kurdurursun
Ölü doğmanın sonsuz sarhoşluğu içinde
Sana da bir rahmetli diye bakiverirler öyle
Tescillenmiş bir aşkın dönüşû yoksa
Ölüm ölüm denilen işveli bir kapıysa
Kayip bilinen bir baska zaferi tadiyorsa
Rahmeti kepçeleyen sofrada daha ne dursun

16 Temmuz 2015 Perşembe

Terleyen bir Atın Düşmanlık Bildirisi

Ateşte olmak küçüktür ateşe atlamaktan
Çıktığım yollarda hep ekmek kırıntıları
Ben kimim diyorum kim olabilmişim ki
Bir kalbimde bir karşımda iki kuzey yıldızı

Ateş taşıyorum diye zalim miyim illa
Hem sezarın hakkı sezara
Nasılsa üzerimde hakkin hiç kalmıyor dünya
Küfredesim var yine tahammülüm kalmadı
İnsanlığımızdan nefret ettiğim günler geride
İçimde kasımpatları suladığım

İnsan ağzıyla yalan söyler
Öyleyse dil inandırıcıdır
-Sicili kalbine işlenenler istisna-

Gözler yalan söylemez
Benim yalana yeltenen gözlere düşmanlığım var Mustafa
Benim kendi hatalarıma...
Günler biterken kervanlar göçüyorsa içimden
Bu beden yalnız, muttasıl
Ruhlar yoldaş arar kendine
Düşünmek ucuz ve tenha
Düşmek savuşturamadığım bir haz veriyorken bana
Sana varan otobüslere param yetmiyor Mustafa

Ben ne yapacağı belli bir adamım
Göğe gözünü iliştir
İki paket sigara
Avarece dolaş dur
Dilinden düşmez bir Anna
Kalbime ulaştığım günden beri
Hep onu düşünüyorum
Yeşile bulandığından beri gözlerim
Hep onu
Savaşa ara verilmeyen bu diyarda
Alnımı çatlatırken kurduğum hayaller
Ve çehreme yapışmış bir hüzünle o
Sürekli kurcalarken yorulan yerlerimi
Yapacak başka bir şeyim yokmuş gibi onu

Ama ask
bir rüzgar değil artık
yeşil kanattı
Dünyaya kalkan kılıç düşüyorsa canana
kurtuluş cürcunası biliyorum,
yollar tali ölüm ani yasamak suç
çünkü benim savaşa yeltenen gözlere düşmanlığım var Mustafa

Ben inanan bir adamım
Yani mutlu sonlara
Sevenlerin yolu elbet geçer bir kervansaraydan
Sevenler ölümsüz
İsteyene su verilir yorulana derman
Dünya tırpanladıkça açıkta kalan yerlerimi
Dilimden çok şey geliyor susuyorum inan
Geçtiğim yerlerin ayağımda izi
Soluklanmak isteyeni duyuyordur yaradan
Ben çok bekledim olmazlar durağında
Susacak bir şeyim kalmadı yalan
Atar damarlarıma kadar törpülendim Mustafa
Uyuşan yüzümü bir ince
Yeşilliğe yasladım
Asılan suratına gül ekledim kanımdan
Dünya elindeki sabanla saldırsa da urlarıma
Yorulan bir at ne kadar atsa
Terleyen bir aşk o kadar ölümlü
Kılıç kınında umut yar gözünde bilenir
Benim umudu kesenlere düşmanlığım var Mustafa


Anızlar kusarım sustuğum yerlerden
Güzeli kovalayan kalbim alıştı kuytulara
Bu kaçan nur, karadır gökyüzü bakmayana
Benim ölü yaşamaya düşmanlığım var Mustafa