Terleyen bir at dedi ki:

11 Eylül 2015 Cuma

Kehanetler

(Bir gün göğe gercekten yalın baktığınızda bütün yıldızların avucunuzdan kaydığını göreceksiniz) 


Tüm insanlık gelecek
Ve sağlam bir geyik dönecek cenazemde 
Sairdi diyecekler 
belki pesimist
Haketti yaşamayı  
Mutsuzdu denecek herhalde
Bir gün birinin gerçekten  tanımış  olma ihtimali.. 
Dost düşman söz edecek kendi halince
Ilık bir akşamüstü telaşıyla 
Kurtlanmış tabaktan sunuldu rahmine 
Yine de yazik oldu diyecekler ilk sevgiliye

Şiirlerim okunmayacak 
Aşka ulanmayacağım
Üç beş günahımla bir hatırlayacaklar beni
Kurulunca tahtına gözleri "yalnızlığın" 
Mezarımda yeşeren gülleri yolacağım

Gülecek sevişeceksiniz
Sizi duymayacağım
Yeşerip solacaksınız anlamayacağım
Bilenip seveceksiniz kıskanmayacağım
Trenleri kaçırınca göreceksiniz beni 
Şiirimi raylarda büyütüyor olacağım


Ve bir gün birinize duyurunca sesimi
Evet diyeceğim savaşım bitmiş aşkla
Bıraktığım yerlerden devam edeceksiniz. 

8 Eylül 2015 Salı

Müebbeti İkimizindir Sanırdım Düşler Ülkesinin

Yine de sağolunur
Ya nefretle ya
severek yaşıyor insan
Devri daim düzenine kapılan dünya
Adımı ulaşamadığım yerlere yazıyor
Silemiyorum... sen!
İçimin telaşını yenileyip duruyorsun
İmkanım varsa otel odalarımda
seni arıyorumdur
Ah bide şiir sevsen
Sen şiir sevsen belki ben  yorulurum kaçmam evden
Sen beni sevsen zaten ben eğri bir şiirim
Alıp düzeltirsin
Ama şimdi müziğin sesini kıs biraz
çünkü artık inanmıyorum.

Keşkelerle konuşuyorum çünkü artık görmüyorsun rüyalarımı
Ve gülmeye başladıysam bu düşünmüyorum demektir.
Anlaşılmak günahtır hem kaç benden
Doktorlar bile anlamıyor artık insanın kalbinden
Ya da dur ben giderim sen örgüler vur saçlarına
Göster ne kadar yaran varsa tükürsünler bana
Sana güzelleş diyorsam unutmak istiyorumdur
Onca yıldız takılsa saçına benim değil
Bin çağrısı duysam şehrinden bana değil
Ben de bir ben böyleyim sanırdım anadan üryan
Bütün çıplaklığımı tükür yüzüme
Ben yine aldanırım
Aşka küfredersem eğer gücüne gidecek Allahın


Işığa baktığımda yemin edebilirim şimdi
Saçlarını kendine sakla sen durumlar kritik
Dikerim gözlerimi yeryüzüne kanatsız bir kuş gibi
Göğe çırpmak onları zaten şizofrenik
Her adımını bitecek korkusuyla attığın o yolda
Emrederken kalbimin gösterdiği hedefe
Hiç durmadan yürüyeceğime
Amasız ve abdestsiz yaşıyorum işte
Gecem gündüzüm gavur bana sorma
Saçlarını tara sen
Birgün gelir bir kuş konar kalbine
Onu da kanatlarından arındırırsın
Söyle ona da limanları yıkmadan atlasın

Ben de hep bakir sanırdım gözlerinin yeşili
Gidiş dönüş alınıyormuş her aşkın bileti.



4 Eylül 2015 Cuma

Yalancı Aynalar Durağı

Bir gülüşü var ki sanırsın dolar bir buçuk olmuş
Baksan çamur dememiştir ayaklarına
Dokunsan güzdür öteki yarısı
Sordum bir kez nedir senin şarkın
Yeşil diyecek oldu yeryüzüne
Toplayıp zırhımı kaçtım o şehirden

Bir gülüşü var sanırsın kaldırmışlar uçağını gizli kıtanın
Ama çok uzaktadır ona baksan 
Gülüşüyordur kardanadamlarıyla
Buğusuna dokunamadığımız kışların... 
Dudaklarından öpecek oldum onu bir kez-
Birden uzadı boyu - -
Temelsiz bina gibi yıkıldım olduğum yere..

Bir gülüşü var sanırsın o gemi gelmiş uzaklardan
Ama suyun tuzu kaçmıştır bir kez (ne gelir elden) 
Dostlarımı tanımaya başlamışımdır
Yani dönüşü yoktur hiçbir mısranın
Çok kez sordum
Anlar mısın dediklerimi? 
Anlaşılmaya çalışmanın günah olduğunu öğrendim sonra
Yine de nöbet tuttum göğnünün eşiğine
Bizden olanı sevemiyor şu gavur kalbim
Bağlı bir adamım ben denizin derinine

Bir gözyaşı var,  sanırsın soykırıma uğramış menekşeler 
Tüm dünya bir olup kuyuya salmış  kıskancından
Kulaklarımı tıkayıp da dinlerdim sesini
Aynalarda büyüyen o yapmacık sesini
Nicedir yalanı gizler bir örtüdür aşk 
Kulaklarına eğilip yalvardım ona;
Dursana
Bilmeden gelip harladığın bu sevda 
Kapanmayan yaralarla takıldı boğazıma
Sen yeter ki dilime doladığım ilmini anla
Susuyorum,  söylesem biri değecek değil
Ağlasam da sen büyüksün gözyaşlarınla.

3 Eylül 2015 Perşembe

Ahde Vefa

Seni yılgın görenler bu kahır diyecekler
Sana masum diyenler ismini bilmeyecek
Bu ölümdür bir müptela şehrimizde dalgın
Bu zulümdür sen kalbini kayseriden mi aldın

Sadece bir kişiye kin besledim hayatımda.  Onun da sözü geçmeyecek olduğunu biliyorum puslu kıtalar atlasımda. Onun sesini dinlemeyi bırakmasaydım seni hatırlamazdım bile.
Ağladığım yerlerde duyulmayı başaramadığımı biliyorum.  Sesimin olanca gücüyle kendimi bastırdığını,  ve yırtılan gömleğimi bir türlü ispatlayamayacak olduğumu. Ben masum değilim, yani onların iddia ettiği kadar. Ama suçlu da olmadığıma inandım dostun inkarı kadar.  Düşmanım yok.  Bulunmak üzere gitmiştir iyi bir hal üzre kaybolan kişi. İnsan bulunmak istediği kişi için saklar masumiyetini.  Ben de buna inandım, dermanın derdinden çok nefsini sıyırıp içimin ücralarına bakmaya cüret edecek olana.  Hiç sesimi çıkarmadım. Konuşmayı iyi öğrenenler haklı göründü gözyaşlarıma.
 Olsun bu da geçer.  Yalnızlığın sesi yeğdir, samimiyetsiz görültü orkestrasına. Ben de birinin gerçekten dinleyeceğine,   Karşımdaki sesin içimden yankılandığına inandım. Ve yaşayanlar dünyasında misafir bedenimi, perdelerle çevrili bir dosta yasladım.
Kendini büyük bir fazlalıktan ibaret hissettiğin zamanlarda,  yastığının altına sakladığın ölümü hatırla. Güçlüsün yani tadına bakmışsın her türlü yalnızlığın. Ve çapayı bırakmışsın boğazın en derinine. Doğmuşsun terkedilmiş topraklarında bir ailenin.  Baba demeyi öğrenememişsin daha.  Ama güçlüsün. 
Ben mi güçlüyüm? Kalbim tren istasyonlarında sarı çizgiyi geçmenin çocuksu heyecanını yaşarken işittiği azarları unutamadı hala dost. Sen orda o şivekar sesleri benden biliyorsun sana da helal olsun. Sen orda yüzüyorsun aczin cehalet havuzunda.
Aklından geçenleri ardıma vurmasaydın
Sana bir tavus kuşunun içime girdiğini
Bana da bir çift ak kanat bırakmadığını anlatacaktım.
Ama sen iyi bir hal üzre kaybolmadın çekilmiş tırnaklarımı yok saydın hep. Bundandır nicedir kelimelerinde eksilir yaşadığımız. Gözlerimden atlılar geçer ve sen onların hepsindesindir. Ya da ahde vefadır bu gizlice. Çekilmiş bir tetiği göğüslemek adına. Hasreti kaldıramayacak tüm yürekler için.