Terleyen bir at dedi ki:

27 Temmuz 2016 Çarşamba

Çapa

aşk bu değildir diyip
alıyorum çapayı denizin dibinden
açıl açıl ey belirsizlik
ey musaya yol veren suların sabrı 
düşmeye geldim, düşünmeye geldim 
açıl ey yunusun midesinden sızan nur

bunun bir anlamı yok 
bir rengi yok, baktıkça düşüyorum bilinmezliğe
maviye çalan yoksulluğu yüzünün
mavi mi, benim mi, benden mi
bana mı mavi. o kadar mı
bunları pulsuz bir mektup gibi bırakıp 
kapıma, kapına, suya, karanlıklara
bunları jilet gibi sıyırıp kalbimden 
aşk bu da değilmiş diyip dostlar 
alıyorum çapayı denizin dibinden

her yer mavi bundan böyle
gözünün görüp, gönlünün alabildiği
ağdığım buluttan içtiğim suya kadar
varlığımın uç noktasına bulandı mavi 
bırak, bırakın yağsın gece 
bırak billurdan bir ateştir yüzüm 
yorgun kalakaldığım gece yaralarında yazın 
ben iyi bilirim karanlığın rengini 
yolda evin yolunu unutan karıncanın öyküsünü
iyi bilirim 
yola çıkmak yoldan çıkmak demektir 
yoldan çıkmak ey dost 
her şeyi en baştan anlamak gibi bir kifayettir
iyi bilirim
safa-merve arası koşup durmayı  
bu yüzden haritasız bir yolcuyum salınırım öteye  
işte bu yüzden çapayı 
işte bu yüzden, dilimdeki oltayı alıyorum maviden  
elveda ey dost, düşmeye geldim 
ey dost! düşünmeye 
elveda 

25 Temmuz 2016 Pazartesi

Nehir

Dallarından mor akan bir nehirde durmuşum 
Bir rüzgar uzundur çağırıyor beni 
Alnımı kurcalayan soru neydi unuttum
İçerimden süzülen senin saçların mı

Dallarımı mor eden bir nehir biliyorum 
Bundan bu şehirde bu gökyüzü bulanık 
Alıp o bilinmezliği sana devşiriyorum
Ben uzun zamandır kendimden geliyorum
Sende sana benzeyen bir resim var mı

Dallarını okşayan bir nehir oluk oluk 
Ben sende durulurken kıyamettir kopar
Oturmuş göğsüme uzun gülüyorsun
Sakın ki susmayasın söyleyeceklerim var 

Sana hüzün besteliyorum alıp yakarsın
Yakmalısın,  sırada yağmurlar var

6 Temmuz 2016 Çarşamba

İki Dağın Arasında

Ben değil ama onlar bilir
Kaç kere düşmüşümdür bir akşamdan
Bir başka akşamlara
Bu pespaye gök 
Bu hışırtılı deniz 
Alıp götürmemiş midir seni de
Yorulmayı unuttuğumuz gece yarılarına

Ben bu dalgarala binaen
Üstüme örtündüğüm şu yıldızlı gök 
Kurumaya serdiğim bir ömür içimde
Çocukluğumuz 
Gülünçsüz bir nehir 
Akıyordur tersine
Yaşamak budur diyorsun sen
Bir denizin kendince dalgalanması belki de böyle 
Ben böyle kusursuz bir gülüş görmedim 
Her nefesi bir nehir kendi içinde 
Kalbimin derinliklerine  taşkın 

Alıp seni taşıyorum doğuya ve batıya
Hayalinle besliyorum bir çiçeği 
O çiçek senin gözlerinle gülümsüyor bana
Güneş bize doğuyor önce
Bizim ordan doğup başka yerlerde batıyor güneş
Bu güzel işte 
Bir de sen

Gece yarılarından 
Ve yaz yağmurlarından geliyorsun bana
Hırçın biraz ama kırılgan
Ben girişinde demlemdiğin o yolun 
Aşka ayrılan kıvrımımda bekliyorum seni
Sofra hazır
Biraz da kendimden katmışım ekmeğe
Ellerin kokuyor hala biraz
Nerdesin

Onlar başka türlü  diyor ama
Benim bildiğim İki büyük güç var orta doğuda 
Kaşlarının altına saltanat kuran
Ben o iki büyük gözün esiri 
O iki derin bakışın vatanperveri
Beni burdan bil

Onlar başka türlü diyor 
Sanayi inklabından kalma cümlelerle
Benim bir bulut var gözümün engininde
Üstünde durup varlığını haber ediyor 
Bakıp bakıp iç çekiyorum
Bakıp bakıp inceliyor sesim, nerdesin 

Karanlıktan gözlerinin sıyrıldığı yerde
Adın başlıyor 
İki dağın arasında koşup duruyorum 
Bir yerden yırtılacak toprak 
Yırtılıp hayat bulacak onu arıyorum, 
Ceplerime doldurup sana getireceğim kendimi
Duyulmamış sözcüklerle
Açığa çıkmış kalbimi sunacağım sana 
Sana söz geliyorum 

Onlar başka türlü biliyor beni 
Ben derim iki büyük güç var göğsümü savunan 
Bir annem bir de sen
İki dağın arasında koşup duruyorum
Bir vahanın ortasında niyetlenmiştim sana 
Çiçeklerimi ordan toplamaya gidiyorum 
Sana  söz geliyorum 
"kalbini hazırla"