Terleyen bir at dedi ki:

22 Eylül 2016 Perşembe

Gidiyorum Kurutma Yollarımı

Biliyorum bana benzemiyor kemirdiğim taş 
Ve asidir hala dışarıdaki nehir 
Ben çok uzundur bu yoldan geliyorum 
Yorulmuşum  çokca ipliklerim çözülmüş
Dağılmış mı içimde büyüttüğüm nar 
Yarım yarım sözler getirmişim yanımda 
Hem şiir dediysek önce Allah sonra şiir ve yine allah
Değilse de sen öyle anla
Sonra birbirinden habersiz uçuşan kuşlar 
Hepsiyle bir olmuş gelmişim de
Kendi kalbimde bir yer edinememişim

Biliyorum torlaştığını bir güzün ağır bedenime 
Ve kuşların göç ettiğini her güz başı
Ama ben bir kuş değilim ki diyesim geliyor 
Gömdüğüm kanatlarım geliyor aklıma
Gözümdeki çapağı rüzgarlara veriyorum

Ben burda çok ağladım diyorum
Yaaaar bana medet 
Bana içimi ıslatacak bir ıslah
Tohumu ek 
Bana geçmiş sancılardan bir haber 
Üzerimde uçuşan tozu def et

Gitmeliyim üstelik bir kuşum hem
Kanatlarım da var
Kanatlarım kendime yeni bir ad koyduğum günden beri var
Bundan ki silah diye taşırım onları 
Ve bundan inadımda sarı bir safra 
Ya hak dedikçe sızlayan göğsümde ne varsa bıraktım ardımda tutunma kalbim


Tutunma kanadıma

17 Eylül 2016 Cumartesi

Kaydırma Hatası

Korkuları ayırıp geriye ne kalırsa
Azaltarak bırakıyorum tütüne benzer
Mavinin sıyrılması gibi içtiğimiz sudan
Ruhun düşman olması işlenmiş toprağa
Gecem gündüzüm gavur demiştim
Sen bana sorma
Yanlış yola besmeleyle çıkılmıyor sevgilim
Seni seviyorum

Dur ve dinle! görme olan biteni
Bir meleğin saklaması gibi kanadında dikeni
Hangi şarkı seveni yüzüstü bırakır
Hangi göğe  dem tutar yalnızlığın aksi
İçimde bağırdığım bir dua var sevgilim
Kendimle boğuşuyor, yaşamak diliyorum
Seni en çok kendimden
tiksinince seviyorum


Bana yastır.
Hangi söze başlasam baş harfimde adın
Alfabede ne kadar da güzel duruyorsun

Ellerimi bağlıyorlar sevgilim adımı kodluyorlar
Adımı kodluyorlar ben girmiyorum sınava
Bu kanayan ben değilim aczin damarına
Gözlerinden kalkan ufka açılan tren
Gözlerimde durmuyorken
Seni seviyorum, lakin
Çıkardım kalbimi denklemden
Diye bir ölüm

Kalitesiz gecelere razıdır gözlerim
Aklımın ayazında bağırırken aşkın faşizmini
Burda yalnız,  ölünür!
Ellerimi tutma
Saçlarını tara sen...

Adını kodlamaya çalışırken ömrüme
Sürekli taşıyorum sevgilim
Ben koca bir yanlışım
Senden kalan çelişki
Acıyan yerlerimi törpülemekten ötürü.

15 Eylül 2016 Perşembe

Ört Üstümü

Bir aşağı bir yukarı 
Dalgalanıyor kalbi 
Örtün üstünü
Üşümüş, cennetten bir renge özenmiş elleri
Acıyın
Mihraba değecekken takılmış ayağı
Anlayın işte baba olmuş sonunda 
Tüm yoksun şiirlerin babası
Okuyun işte

Korktum,  benim dediğim ve büründüğüm cümle renkten.  Yaşadım,  yumruğumu parçaladığım duvara düşmanlık hissiyle, adıma geciktiğim günlerde. Farkındalık yaşam ağrısıdır derken vücudumda büyüyen urların henüz yetişmediği yerlerimle bakmasını öğrendim.  Bir de sevmesini. Gökyüzünü incittiğimi düşünerek yaktığım sigaraların pişmanlığıyla yürüdüm. Kendini de bi kenarda bırakınca tutacak başla eller arıyor insan.  Sıra kendime gelene kadar o diğer ellerin huylarını ezberledim.  Sevdim desem yalan olur, benimsedim.  Güldüm kızdım emzirdim seviştim ve ihanet ettim.  Derken  kendime kendi gözlerimle bakmasını öğrendim. Berrak bir su değildi gördüğüm,  yansıyan masmavi bir gökyüzü de değildi gözlerime.  Baktığım griydi  çoğunlukla,  gördüğüm bana aitti,  bana dair değildi ama.  İnsan çok çabuk bocalıyor sahip oldukları ya da tadına vardıklarıyla tanımlamaya çalışınca kendini.   Yalnız kalıyor.  Bırakma. Ört üstümü! 
    Açılması için bedel ödenen kapılardan geçtim. Ucu görünmeyen yolların her birinde yürüdüm azami miktarda. Sonunu getiremedim.  Ellerimle besledim içimde korlaşan bir harı. Tufana tufan olarak kafa tutmasını,  geçtiğim yolları ayağıma sicil gibi kazımasını öğrendim.  Yaşadım ya ben,  insan gibi kimi zaman,  kimi zamansa toprağın bile kabul etmediği kokuşmuş tenimle yaşadım. Ama artık duramam

Ben bu içimde harı 
Bu sesimdeki yankıyı 
Daha fazla taşıyamam
İrili ufaklı çakıllar birikti gövdeme 
Aceleci geç kaldı aklının yoklamasına
Dilimdeki sanrıyla daha fazla duramam 

Geçmiş sayılı günlerden zırhıma dokunan 
Vurduğu gibi gerisin geri yayılan kurşunlar gördüm
Güller yapıştırdım zırhıma 
Her acıdan bir avuntuyla kaçmasını bildim
Uzundur bir yoldayım 
Kalbimden öteye uzanan
Çok oldu  erteliyorum alaturka vakitleri
Rüzgarın toprakla dansını 
Yaprağın öyle kımıltısız duruşunu tufana karşı
Ama artık yapamam 
İçimde korlaşan bu harı 
Daha fazla tutamam

Kalbim hamlık ağrısı çekiyor anla. Kullanmaya kullanmaya pas tutmuş arterlerim.  Zırhıma dokunan her bir kelime şiir olmak istiyor, sana benzemek istiyor yağmur ve toprak. Yeniden doğası geliyor insanın. Rahmi gülümser bir edayla uğurlamak istiyor.  Ben sana durmak istiyorum.  Solgun,  kimsesiz resimler asılı başucumda.  Alnı secdeye giderken ezilmiş, bir de tozlu göz kapaklarından ötürü kaybetmiş yolunu.  Tutulmamış ellerim ve yaşanmamış çocukluğum asılı başucumda. Hikayeye ordan başlamanı istiyorum o çocuktan. Lazım görmediğin yerleri atlayabiliriz. Ama bir kere ellerimi sıkıca tutman gerekiyor anla. Çıkar ellerimi annemin karnından,  al yanına. 

Ben yalan söylemem
İnanmam da söylenen doğrulara
Ama sen gözlerime öyle bakınca 
Başka bir seçeneğim kalmıyor. Anla!