Terleyen bir at dedi ki:

28 Ekim 2012 Pazar

Adı Olmayan Sevgiliye


elimde olsa da rüyalarında
nefes alsam
O'nun
sakal bırakıp
maya çalsam yüreğinin su birikintilerine
biraz zambak, biraz kasımpatı
bir gülün dikenine maruz kalsam
ama rüyalar gülün dikeninden anlamaz
O, yüreğini delmedikçe dikenin farkına bile varmaz
bedenim tahammül et bu yalvarışlara
yaşamak bizim; gün batar batmaz

Bayram Tiyatrosu


   Ellerimde valizlerle yarı dolu bir otobüste yol alıyorum eve doğru. Bayram iznine çıkmak kadar rahatlatıcı bir şey yok. Yol dümdüz ilerlerken hafif bir trafik var. ve bizim kaptan nedense sol şeritten ayrılmıyor.
   Bayram iznine çıkmak her hafta bıkmadan gittiğim iki günlük evcilerden çok farklı. Çünkü bu sefer çamaşırlarımı yıkatmaya değil 10 gün süren kısa bir tiyatroyu canlandırmaya gidiyorum. ailem ve kokusunu zar zor hatırladığım yarıda kestirilmiş kardeşliklerim beni başka türlü bilirler. ve benimde hep hoşuma gider onların hatırladığı, ikinci beni oynamayı. belki de kimliğimden utanmamdandır ara sıra nefes alıp geçmişe bağladığım yatay geçişlerim.  Yorulmamdan da olabilir. Eve gidiyorum ve heyecan bitmiyor bir türlü. Evet bir heyecan var ama Bayramdan olmadığı çok açık. Rollerim ezberimde.

23 Ekim 2012 Salı

Kabadayı


üzerimizde bazı lanetler var
 
düşün ki bir insan; yarı kabadayı yarı şair
yüreğinde yan yana getiremediği samimi duygular
ve hislerini sadece dostu bilebilir
o da ne hikmetse yanlış anlar

aslını ifade etmeyen cümleler
her seferinde bir dostu kırıyorlar
kabadayı suretinde gizleniyor şair
cenkler, mısralarında vücut buluyorlar

kabadayı nara atıyor ve ürperiyor dostu
yoksa nasıl zayi eder içindeki özlemi
hepimiz görüyoruz ama o âma
niyeti kırmaksa, bezdirmekse onu
nasıl titreyebilir şu umarsız gözleri

21 Ekim 2012 Pazar

Dostuma, Yoldaşıma, Vera'ya, en çok Mavi Marmaraya

Bu Gün



ah bugün içimizdeki mehdilerin doğduğu gündür
çocukluğumuzu büyütmeye başladığımızdır

bugün dünya vicdanını elimize aldığımız gündür
tanıyamadıklarımızı kardeş edindiğimiz
inançlarımıza ambargo koyulmuştur
bu yüzden olabilir sabahları kalkamayışımız
bugün çiçekler siyah çelenk içinde gelecektir.
standartlaşmış hüzün çelenklerimiz

bugün yüreklerimizden tabutlar kalkacaktır
ve yanlarına dikilecektir şehit naaşlarının
helak edecektir Akdeniz'i anamın feryatları
bu sefer kurumayacak gül yaprakların
bu sefer durdurmayacağım göz yaşlarını


bugün insanlığın sona yaklaştığı gündür
bazılarımız için en mutlu sona
Furkan kardeşimin şahadet şerbetini tattığı
son saatlerinde yapamadığı anne kıyası
evet, belki de anadan tatlıdır şahadet
bugün içten bir muhasebe edilecek
peki, şimdi Furkan'ın anasından
hangimiz özür dileyecek?


20 Ekim 2012 Cumartesi

Tasavvuf ve Ercüment nesiller üzerine kısa bir not


Öğretmenime Bir Çift Tanımlama Bir Avuç Sonuç

Geçen gün öğretmenimle tasavvuf üzerine tartışırken kendisi bir benzetmede bulundu.
  
  -" Tasavvuf, sınıfı geçebilecekken okul birincisi olmaya çalışmaktır" dedi.

     Hocam eğer içinde bulunduğumuz bu dünya her yıl mezun veren bir okulsa, herkes kendi imtihanında sahneye çağrılıyorsa ama Hz Ömer, Fırat nehrinde zayi olan kuzunun hakkından hesaba çekilecekse,  ve bu okulun sonunda beraber yaşanacak saadet dolu yüzyıllar beklentide ise:

Size bir çift tanımlamam var Öğretmenim:

19 Ekim 2012 Cuma

amel vardır, devlet yoktur


amel vardır
çocuklar adına
yeni doğan her bir bebek için
koşarsın
bebeklere süt getiren adamlar vardır
amel et bebekler sütsüz kalmasın
belki yarın
belki düşlerin bugünden  yakın

devlet diye bir şey yoktur
devlet mülk sahibi çocukların
mahalle parkında
kumdan yaptıkları kalelerdir
evet devlet kum havuzunda ıslatılır
ve oluşması için bir kova şarttır
kalenin yasası da gayet basittir
yarın gene gelinecek
yeni bir kale dikilecek
kenar mahalle çocukları davet edilmeyecektir.

SAHNE 1


Bir kara delik gibi hayat kısa
heyecan yok
kavgasız yaşıyoruz ulan
şüphen mi var erkekliğimden
şarkıların introsu uzadı şu zamanlarda
yahu birkaç nota yutabilir mi
bir lokmada
Dostlarımın yoklamasını, ve kullandığım taçlar
nefesim kesildikçe hayattan nasiplendiğim
torpil vuruşları
geç kaldınız tanıdık hakimlerle gerçekleştiren
formalite duruşmalar
Geç kaldınız kağıt üstü kararların
tercümesiz metinleri

yine bir şiir, hedef yine muamma



 Sevmemeliyim ki

Senden vazgeçtim günyüzlüm
Çaresizliğime telsim olmamak için
Gülüşünden uzak durmayı seçtim
Yüzünü kana bulamamak için

Seni utandırmamak için ayrıldım senden
Küs olmayı seçtim
Sana olan aşkımdan korktuğum için
denizimden kovdum sevdayı
bir daha yaklaşamaz
kalbini daha yeni kırdım
acısı geçmiş olamaz

seni sana bıraktım
kabul ediyorum
zor oldu dizginlemek kalbi
zaten aşk çocuk oyuncağı değil di ki

Yüzündeki o acıyı kaldır günyüzlüm
Çilenin tükenmesinden umut yok
Kabul, hata benimdi
Ben seni hiç sevmemeliydim ki

18 Ekim 2012 Perşembe

Bir Dostumun Kaleminden Kurtulmuş Homurdanmaları


Gözlerimi kapadığımda buluyorum en huzurlu halimi
Gözlerimin altında bir ben ve bir de sevdiğimin hayali
Her başımı yastığa koyduğumda, her kulağımı dışarıdaki
Seslere kapadığımda sadece bu iki şey mutlu eder beni bu dünyada
Tek eksik renklerdi gözlerimi kapadığımda
Sen olmadan her şey siyah beyaz
Sen olmadığında her yer boş
Sen olmadığında her şey manasız
Sen bir su, senin dışında her şey bir sürahi.
F.K.

13 Ekim 2012 Cumartesi

kafamı yastığa koyarken tetiklediğim düşünceler

                                    ARKAMDA DOST UFUKTA AŞK


bana her akşam gelir birikintiler
yarınlara sakladığım göz yaşlarım
ve her defasında ortasından kestiğim şiirler
boğazıma ket, bir yutkunamam azlık
bana her akşam gelir birikintiler

çocuklar büyüdükçe kaçarlar benden
ne ben onlara kalın derim
onlarsa arkalarına bakmazlar giderken
ben çocuk kaybettikçe yaşlandım derim
çocuklar büyüdükçe kaçarlar benden

12 Ekim 2012 Cuma

Hep Gözlerin



sevdiğim
ben bu kelimeyi hecelerken gözlerime bakan
bakarken titreyen
titredikçe susayan
yaş tutan kurudukça
ve küçülen
gözlerime baktıkça küçülen gözlerin
Kimi zaman bir derviş sükunetiyle bakış atan 
Eylemimin derinliğinde soluk bulan
Gecelerimi üfleyen gözlerin
Esenlik dizili dizelerimden, düşlerimden
Bin bir türlü hülyalardan
Heidi'nin kalbinden
Necip'in dilinden
Sezai'nin kaleminden
En derin kayıplarımdan
Züleyha'nın aşkından sızan gözlerin

5 Ekim 2012 Cuma

Şükret Safa

Sorarım sana
Resulullah küsmez mi bize
çocuklar ölü doğuyorsa
ve günahlar paylaşılıyorsa ortadoğuda


bıyıkları terlememiş
18'inde yiğitler ölüme yollanıyorsa bir yerlerde
Şükür etmekten aciz kalmışsa ümmetin entelleri
Bedenler sömürülürken ücret-i asgari
Fosilleşmiş öncülerimiz utanmazca tartışabiliyorsa maaşları
Banttan sloganlar doldurmuşsa seçim bültenlerini
Yada 26 hain kurtulabiliyorsa bir sabinin ızdırabından
Yatak odalarımız taşınmışsa caddelere
Zina meşru sayılıyorsa ülkemde