Terleyen bir at dedi ki:

20 Mart 2017 Pazartesi

Rücu

Deki insan gördükleriyle yetinemiyor ha
Yaş 19 sigortalı bir işim bir karım ve saçlarını ortadan ikiye tarayan küçük bir kız çocuğum yok. İçten bir gülüşüm ağrılı başım söylemek isteyip de söyleyemediğim şeyler de yok. Saçlarım var ama sırma mı? Değil! Ağır,. Dağınık... Ellerim var üşüyen tek yeri bedenimin. Kalbim var. De ki: o sana yeter

Aklımın alamadığı şeyleri söylüyorum sana
Bir
Kısadır zaman 
Çeksen örtmez üstünü Üşürsün
Sevsen yetmez içine gülüşünü düşürürsün
Şedde üstüne şedde geceler
Dönüp bakarsın bir Melek okşar omzunu 
Bir öteye dönmüşsün şeytan olmuş 
Kalbinin yerini bir bilen
Şaşkınsın 
De ki cebimde yepyeni kelimeler getirmiştim ben

De ki bu bilmem kaçıncı ikidir. Gönlümün diyarında gurbete düşeli. 
Önüm arkam sağım solum sobe 
Taşacak bir taraf kalmadı gözümde
Çok bilinmek çok denenmek çok öpülmek ve çok 
Sevilmek az sevişmekten daha az
De ki Benim değil bu yoksulluk 
Bana ait değil bu dört duvar arası esen rüzgar
De ki dur 
De ki hasret
De ki
Burda rucu 
Aklimin alamadigi burda

Üç 
Baktığını yaşıyor insan
Bildiğini değil
Gördüğünü...
Hayır!
Ben önceden beridir burdaymışım gibi 
Evim olmamış gibi hiç
Papatya kaplı 
Tarçın kokulu
İki ekmek alıp da çalmamışım hiç kapıyı
Gecenin bi vakti gelip 
Sızmışım bir köşesine dünyanın
Örten olmamış üstümü

Sen hangi şarkıyı seversin bilmem ama 
21. Yüzyıl melodileri yakışmıyor sana 
Saçlarından ipek damlıyor 
Upuzak galaksilerden gelip de saçlarına sığınmış 
Kuruyacak bir taraf bırakmamış bana
Dört 
Göçenler bir daha dönebilir miymiş yurduna 
Aklımın alamadığı şeyleri diyorum sana 
Hayret
Yoksunluk
Ve cüda 








5 Mart 2017 Pazar

Gurbet

Aceleci ya da bilal bunun ne önemi var. O kadar dar bir yoldan geçtik ki ya ben onun sırtındaydım ya o benim. 

Ben her şeye teğet geçtim ama aşk
Bir ormanın kendi kendini yakmasına benzer
Hava çok soğuk, su da 
ve tanrı burdan bilmem kaç deniz mili 
Burdan bakınca her şey bir çiçeğin uçurumda açmaya çalışması gibi sanki
Ama böyle olmamalıyım özlememeliyim gibi
Bir çarşıyı, uzun yoldan gidilen bir evi
Yokuş yukarı ve tek dil bilinen 
Ama tek dilde bütün küfürleri edebilen kişilerle
Lahavle ve elhamdulillah 
Sarhoş olsa da ya da bütün yolu 
Mekkeden medineye içine alsa da 
Kalbinden beynine o kadar yolu olsa da bir kavmin 
Özlüyorum işte
Göçebeliğim el vermiyor

Benim adım bilal ve bunun ne önemi var. Sakin kalmaya çalışıyorum ama içimdeki renkleri bir de sen görsen. Bakabilmeyi özlüyorum kendime. Kendi gözlerimle. Bu kötü mü? Yoksa... Bu kahvenin demi yok hem, bu diyar olmamış daha. 

Benim adım bilal ve bir türlü kabullenemiyorum
Acele doğdum ecele gidiyorum
Yeryüzünde bi kuş tüyü eksiliyor
Yer ve gök aynı kazanda kaynıyor 
Üstümde uçuşan kuşlarla bir
Aşkım çok oldu üşüyor benim
Avuçlarımda ahı birikiyor kimilerin
Daha yüzüme götüremiyorum
Bundan ki kalmıyorum hiçbir darda
Atıyorum kollarımı uçurum boyuna
Ne kadar uzarsa uzasın kollarım
Saplanıp kalıyorum yine toprağa
Katılıp duruyorum sana

Benim adım bilal ve biri desin artık bunun ne önemi var. İçine girmediğin sürece ha deniz ha okyanus. İki insan birbirine ha kafiye ha cinas. İki insan birbirine ulanmadıktan sonra.
Söyleyin kim bağışlayacak beni.

Bir kıştan biraz daha uzun bir şey var bende
Biraz daha soğuk 
Biraz daha iyi anlıyorum artık ama 
Neden geçmiş acıları bu kadar özlüyorum
Ve telaşları
Baksana, dünyanın suyunu dahi içemiyorum bile
Tek yudumda dünya
Yüzüm
Daha bi dayanıksız
Ben hangi gavur iline gitsem daha 
Bir daha ne zaman giysem kalın tabanlı ayakkabılarımı 
Ben şimdi hangisine sövsem eski sevgililerin
Yine bir sonbahar hüznü vuracak yüzüme
Evimi özleyeceğim yine
Gidemeyeceğim yine
Hangi kışın kollarında can verdiyse artık



















14 Aralık 2016 Çarşamba

Denizler Cinayete Yeltenirler

Hangi çapayı bıraksan hangi denize
Aynı son
Denizler dudaklarından öpmek için değiller
Ben dudakların sende kalsın diye varım
Korkma buradayım

Kağıttan aynalarda buldun kendini
Kağıttan ve süngüden depresanlarda gizledin sesini
Okyanuslar aştın harplere girdin
Bana vurdun yalanını günahını
Ne ben sana düşman oldum
Ne sesinden eksildi bir parça

Korkma buradayım
Denizler tutmasın diye seni
Onlar sever içinde mezarlar yetişmesini

Aklına ıhlamur kokuları gelsin diye buradayım
Yağmurları sevmezsin, bilirim
Ben en çok yüzüne yakışan sonbaharı
Ayaklanmayı seversin sen
Ben asla
Kalbine ektiğin yalanları
Korkma oğlum
Burdayım



23 Kasım 2016 Çarşamba

Akacak Kan

İğrendiğim resimlerin
Boyasına bulandı gözlerim
Sevgilim 
İçime yağmurları sığdıran kim 

Şafak sana yakışır 
Gece benim yüzümde 
Bende iblisin biri durmadan sabahın hayretine 
Sabahın kırılganlığına vuruyor 
Sevgilim 
İçimde sonbaharı kuşatan kim

Geçti bir yıl 
Geçti damlayarak ince hunilerden 
Sabahın ferahlığıyla benim 
Gövdeme yepyeni delikler açtı
Sevgilim 
Dünyayı bize uzak gösteren kim

Benim bir borcum kaldı sana 
Konuşmayı unutan dudaklarım arasında 
Yağarsa yağmur artık 
Açarsa göktür 
Umuttur aktır 
Kapkara defterlere yazılır 
İnsanlar bir yerden bir yere durmadan giderler
Durdukları yerler unutulur
Çünkü yol kurtuluştur 

Sevgilim
İçimden terki diyar eyleyen kim

5 Kasım 2016 Cumartesi

Alışılmamış Ayrışıklık

Okşarsa başımı yasaklanmış eller
Aşkımın kanatları karalanmış 
Ey rüzgarlara kılıç çeken gökyüzü 
Ey iltihaba bitap düşmüş yüzüm 
Benim yüzüm 
Buna ki bir çocuk aralıyor kanatlarını
Yurdundan uzakta belki alfabesi kanıyor 
İnce bir sitem gelirse ki dilimin ucuna 
Çizdiğim mevsimler değil 
İrili ufaklı kalbim yanıyor 

Ne kadar gidersen dönermişsin yurduna 
Beni bu beklemekte bir yeşil yokluyor 
Gözleri kumral elleri yaban mersini 
Usul usul bana sabahı 
Yurdumun güzelliklerini hatırlatıyor 

Ben usul usul ırmakları atlayarak masmavi ellerimle 
Gözlerim bakır çanağı
Yanmış biraz yarım kalmış 
Su dökmüş kağıttan hunilerle deniz kırığı yüzüne
Köpüklene köpüklene anlatmış 
Bu ayarsızlığı, allahsızlığı 
Bu yalnızlığı iki eli arkasında kavuşmuş 
Beni bu beklemekte bir yeşil yokluyor 
Bana bu anılar otağında yeşil 
Yurdumun güzelliklerini anımsatıyor 




21 Ekim 2016 Cuma

Elveda Hepinize

Suları hakka akan bir şehirden 
Metroları küfre boşalan şehre 
İki adım ileride köpek gibi özleyeceğimi bile bile gidiyorum 
Çok ağladım diyorum ben burda
hesap tamam
Yanmışsam dilim kapkara ve kor
Yanlışsam iki elim acze kayıyor
Sonra upuzuuun bir nal 
Yol bilmiş beni sabahın ayazıyla geliyor 
Upuzuuun bu yolun başında ben 
Cebimde turnalarla gidiyorum 

Dağlar duruyor ardımda adı Burak Furkan Selda... 
Adları göğsüme düşen tek bir damla 
Duruyor küheylan gibi bir dağ rüzgara karşı nasıl durursa 
Bir dağ nasıl çağırırsa tavşanını geri 
Ve dalgalar gece boyu nasıl özlerse güneşi 
Dağlar duruyor ardımda omzumda baba eli gibi 
Yanıma dost gözüme nur saçıma ak 
Dağlar gülüyor bana 
Dağlar koskoca yürekli

Yanlışsam düzeltin olmasaydı kanatlarım gitmezdim
Denemezdim uçurumda türküler çığırmayı
Geçemezdim melal denizinden
Siz olmasaydınız kanatlarım
Hem bakın bilir misiniz 
Ağaç nasıl küsermiş ormana 
Uzatırmış dallarını uçurum  boyuna
Ama ne kadar uzarsa boyu 
Bir o kadar sıkı bağlanırmış kökleri toprağa 
Siz bende su hava ve toprak 
Siz ardımda dağ,  içimde deniz 
Siz bende sükun ve ev rahatlığıyken
Ben uçsam da siz kalbimden gidemezsiniz

Buralarda yokken iyi bakın lütfen  bana 
Tavşanın acelesi var gidiyor uzaklara 
Gözlerinden başlayan bir yol demiştim de
Ağlarsam düzeltin ordan gidiyorum işte 


Gidiyorum,  yollarımı kurutmayın elveda hepinize

8 Ekim 2016 Cumartesi

:Nasılsın

Merhaba yoksa sen misin 
Yıllar geçmemiş gibi üstünden izi kalmamış gibi 
Hiç eksilmemiş  gibi saçlarından kimse dokunmamış mı ki
Sahi biz senle bir anlamı ortasından bölüştük mü hiç
Dokundum mu kalbine
Sana yazdığım yazıp da parçaladığım onlarca şiirle
Nasılsın

Merhaba yoksa sen misin 
Arkadan upuzun örgü olurdu saçların açtın mı açmasını da bilirdin
Dişlerini açardın böyle kocaman saklamazdın 
Güldün mü keşke derdim birazı benim olsa 
Gözlerin kan çanağı ağlardın da bazı 
Küçük depremler olurdu
İsa hazırda beklerdi 
Tanrı ağlatamazdı seni
ben
İki elim yakamda dilimi bilerdim
Nasılsın

Merhaba yoksa ben misin 
İlk aşkımı ilk şiirle buluşturan kadın 
Ben dönüp dönüp onu andım her hece dönüp dönüp la havle ve elhamdülillah 
Burda bir hin vardı elbet kurcalamadım 
Senin bir adın vardı bende
küçüktüm anlamadım 
Büyüdüm bulmak için arşınlar araladım 
Gözlerimi sel edip durdum odalıklara
Açtığım kapılarda hep menekşeler soldu 
"Ben bir güldüm ey güzel kız
Vurdun dilim dikenim oldu"
Sen bir anıydın yine de çıktın karşıma 
Nasılsın