StatCounter

Terleyen bir at dedi ki:

30 Kasım 2012 Cuma

Nasıl


Aşka dair bütün duygular karantinaya alınmıştır
benimse niyetim
kabul edilmemiş bu mektupları
elimden geldiğince temiz tutmaktır

şimdi bilgisayarı önüme alıp, yaşıma uygun bir şiir mi yazmamı beklersin
şöyle mi demeliyim; "ey sevgili arşa uzanabilseydim
kovalardım yıldızların önüne geçen bulutları"
ne bulutlara el salladım
hiçbiri farkıma varmadı
söyle, nasıl bir gökyüzü sunmalıyım
nasıl bir yıldız haritası çıkartmalıyım suratına
isteme benden, çalamam köylü çocukların ilhamlarını
kuyruklu yıldızları kaydıramam şehrinin kirli sokaklarına

çok karanlık bakıyorsun, korkuyorum
denizinin üzerinden fenerlerini çalmışlar
yaklaşamıyorum, etrafında dalgalar var, uzak tutuyorlar beni senden
çaresizliğini suratımda hissetmeme izin vermiyorlar
elim kolum bağlı, çekemiyorum ağrıyan dişlerini
şöyle iyice bakıp gözlerine diyemiyorum subhansın Rabbim
iyice gerilip atlayamıyorum sana varan yamaçlardan
bilmezsin ben çok çektim, hala çekiyorum
şu helallik davasından

sahi söylesene hiç mi suçun olmadı sevgilim
hiç mi ortağı olmadın iki kişi adına işlenmiş bir günahın
bir kere olsun bilinmeyen numarayı "sen misin?" diye açmadın mı
hiç mi sabah namazına kadar uykusuz kalmadın  
cevap ver, bakma öyle halının desenine
hiç mi kör olmadın aşktan
hiç mi dekorudur demedin bir gülün dikenine

en az sen bilmiştin beni
gözlerine baka baka ağlamadım
sana ulaşan labirentlerde koşturmadım hiç
ha bunları söylemem birazdan yanında olacağımdan değil
aceleci değilim artık, konuşurken m leri yutmamaya çalışıyorum
sözcüklerimi doğru adreslere postalamak amacım
uzak durmak, duymamak senden seviyorum sesi
dilim çözülene kadar ne sen beni
bense devrime beş kala sahiden seveceğim seni

10 Kasım 2012 Cumartesi

Ağlıyordun Sanki


üzerimize deryalar boşalıyordu
ve ağlıyordun sanki...

baharlarımız vardı oh! dediğimiz
yaratılmış en sıcak baharlar
tırtılın büyümesindeydi umudumuz
kelebeğin eşini bulmasında
sevmeye engel miydi soğuk
ve üşüyen yanlarımız
bu güneşsizlik harap etti bizi
gözler önünde titriyorduk ve sen
ağlıyordun sanki...

şu zaman alışkın değil
yağmur dolu aşklara
ve onlar sızlanmakta hala gülün dikeninden
ben sana gül ayıklıyordum
moraran ellerimle
kepenkleri indiriyordu kahve oradaki
Birden yağmur bastırdı
 ağlıyordun sanki...


yazık benim bunalmış anılarıma
terli temmuzlara maruz kalan
üzeri kapanmış eskimeyen yaralarım
teker teker canlanan
saklanmışken güneşim
ben, ve rüyalarımın leşi
giderken ne bıraktılar peki
kalmayanın ardından
ağlıyordun sanki...


kanatlarım var gibiydi
kafam camdan uzarken
öyle bir özgüven
akşam olmadan kaçmalıydım bu şehirden
kapılmadan yağmurlara
sırtımda ağır yük aklımda nice tilki
gidiyordum ve sen
ağlıyordun sanki...


ellimi cebime tıkıştırırken
sımsıcak kalbimde bir şiir gizli
zamana laf yok.
O uslu bir nehirdi 
dünya durmuş
ve sen
ağlıyordun sanki...

9 Kasım 2012 Cuma

Günler Ve Günler


"Ümidi öksüz bırakmamak" üzere


sende hiç görmediğim kuytular görüyorum
içinde saklı tutuyorsun küfrü, yakarışları
gülmek yeni öğrendiğim bir şeydi
hakkın var kaçırıyorsun kapımdaki kuşları
sende hiç görmediğim kuytular görüyorum

günler günler üstüne dost eyledim seni
farkındayım yalanlara mecalin yok
ahu zar ettim bileyledim karayeli
aman dedim , küfre kenetli çok
insan var. bilmezler bir başka beni
günler günler üstüne dost eyledim seni

Elbet lanetlerimiz kalkacaktır
saçılan kötülük ve fitne dillere
hayrın içi efsunla taşmıştır
usul usul gelecek üzerimize


Rab dan teminat var bize
bir adım atın
"On  adım yaklaşacağım size"


6 Kasım 2012 Salı

Leyla da Kimmiş Var mı Yarin benzeri


YARE KADAR

Gençtim ve deliyordum taşı ferhat gibi
Bir kara kaşlı yar ışka meyledi beni

Bir dakika araya saldım kazma küreyi
yar gördü halimi de yorgun bildi beni

Hepten tüketti bu hal kanattı içeriyi
Duramam ulan duramam canan bekler beni

Adı batsın sultanın, uzak dursun Hürmüz
Seni kendim alacağım sabret,  bekle beni

İhtilat etti bir dem benden toprağa
Tabib dikişledi de kuruyamadı beni

Dem midir Dem'a mı taşan bu hayata
Yar gözünü çevirdi, tebhid etti beni

Derler ya Mecnun için bir kalbi muzdarib
Yare kadar benim sevdam, bilmesinler beni

Eyledim devri alem dolaştım nice vatan
Kaçırdığım canlar rast gelmedi beni

Leyla da kimmiş, var mı yarin benzeri
Dur! daha benim sazımdan dinlemediler seni

Acele Giden...

28 Ekim 2012 Pazar

Adı Olmayan Sevgiliye


elimde olsa da rüyalarında
nefes alsam
O'nun
sakal bırakıp
maya çalsam yüreğinin su birikintilerine
biraz zambak, biraz kasımpatı
bir gülün dikenine maruz kalsam
ama rüyalar gülün dikeninden anlamaz
O, yüreğini delmedikçe dikenin farkına bile varmaz
bedenim tahammül et bu yalvarışlara
yaşamak bizim; gün batar batmaz

Bayram Tiyatrosu


   Ellerimde valizlerle yarı dolu bir otobüste yol alıyorum eve doğru. Bayram iznine çıkmak kadar rahatlatıcı bir şey yok. Yol dümdüz ilerlerken hafif bir trafik var. ve bizim kaptan nedense sol şeritten ayrılmıyor.
   Bayram iznine çıkmak her hafta bıkmadan gittiğim iki günlük evcilerden çok farklı. Çünkü bu sefer çamaşırlarımı yıkatmaya değil 10 gün süren kısa bir tiyatroyu canlandırmaya gidiyorum. ailem ve kokusunu zar zor hatırladığım yarıda kestirilmiş kardeşliklerim beni başka türlü bilirler. ve benimde hep hoşuma gider onların hatırladığı, ikinci beni oynamayı. belki de kimliğimden utanmamdandır ara sıra nefes alıp geçmişe bağladığım yatay geçişlerim.  Yorulmamdan da olabilir. Eve gidiyorum ve heyecan bitmiyor bir türlü. Evet bir heyecan var ama Bayramdan olmadığı çok açık. Rollerim ezberimde.

23 Ekim 2012 Salı

Kabadayı


üzerimizde bazı lanetler var
 
düşün ki bir insan; yarı kabadayı yarı şair
yüreğinde yan yana getiremediği samimi duygular
ve hislerini sadece dostu bilebilir
o da ne hikmetse yanlış anlar

aslını ifade etmeyen cümleler
her seferinde bir dostu kırıyorlar
kabadayı suretinde gizleniyor şair
cenkler, mısralarında vücut buluyorlar

kabadayı nara atıyor ve ürperiyor dostu
yoksa nasıl zayi eder içindeki özlemi
hepimiz görüyoruz ama o âma
niyeti kırmaksa, bezdirmekse onu
nasıl titreyebilir şu umarsız gözleri

21 Ekim 2012 Pazar

Dostuma, Yoldaşıma, Vera'ya, en çok Mavi Marmaraya

Bu Gün



ah bugün içimizdeki mehdilerin doğduğu gündür
çocukluğumuzu büyütmeye başladığımızdır

bugün dünya vicdanını elimize aldığımız gündür
tanıyamadıklarımızı kardeş edindiğimiz
inançlarımıza ambargo koyulmuştur
bu yüzden olabilir sabahları kalkamayışımız
bugün çiçekler siyah çelenk içinde gelecektir.
standartlaşmış hüzün çelenklerimiz

bugün yüreklerimizden tabutlar kalkacaktır
ve yanlarına dikilecektir şehit naaşlarının
helak edecektir Akdeniz'i anamın feryatları
bu sefer kurumayacak gül yaprakların
bu sefer durdurmayacağım göz yaşlarını


bugün insanlığın sona yaklaştığı gündür
bazılarımız için en mutlu sona
Furkan kardeşimin şahadet şerbetini tattığı
son saatlerinde yapamadığı anne kıyası
evet, belki de anadan tatlıdır şahadet
bugün içten bir muhasebe edilecek
peki, şimdi Furkan'ın anasından
hangimiz özür dileyecek?


19 Ekim 2012 Cuma

SAHNE 1


Bir kara delik gibi hayat kısa
heyecan yok
kavgasız yaşıyoruz ulan
şüphen mi var erkekliğimden
şarkıların introsu uzadı şu zamanlarda
yahu birkaç nota yutabilir mi
bir lokmada
Dostlarımın yoklamasını, ve kullandığım taçlar
nefesim kesildikçe hayattan nasiplendiğim
torpil vuruşları
geç kaldınız tanıdık hakimlerle gerçekleştiren
formalite duruşmalar
Geç kaldınız kağıt üstü kararların
tercümesiz metinleri