Akgün Akova'nın Caz Çiçeği'ne naziredir.
Biliyorum son öpüşümdür bu seni
Kır çiçeklerinin bize açtığına mütabık
Kasımpatları yetişir artık bahçemizde
Bir yol ki ne kadar uzunsa aramızda
Başının ucundayımdır halbuki
Gece de erken çökmüştür ne yazık
Bilinir kaçıncı fırtınandır bu senin
Dünyaya kalkan kılıcın
Bir kez daha düşer gövdeme
Kalp bağıma uğrayan tek güldür
Çamura bulaşıp tüm bahçemize dadanan
Bir ölümü başlangıca ilk benzetişim değildir
Geçip gitmesidir yanından
Yorgun bir yolcunun bir kervansarayın
Aynalarda saklı kalmış gözlerinin yeşili
Aynı rüyaya aynı saatte uyanışımdır her gece
Bilinir nasılsa, dinmez ölümsüzdür yaramız
Bu şiir kalemi sağ elime ilk alışımdır sevgilim
Biliyorum sendin, eksintili göğsümü ilk kurcalayan
Cevapsız sorulara adını verdiğim kadın
Ve muttasıl üflediğim camların
Buğusuna kazıdığım
Bir cenaze marşı geçerken dilimin ucundan
Anladım ki sendin
Göğe gözlerimi ilk iliştirdiğim
Yaban mersinim
Nasıl denir bilirim
Acele mi aciz mi kaldık dünyaya