28 Ekim 2024 Pazartesi

Büyük Buluşma

Hıçkırarak, üşüyerek, aldanarak
Bildiğin tüm doğruları unutarak 
Ve utançla yeşererek gözlerinden
Her akşam binbir avuntu sererek açlığına
Bu puslu bakışlardan zehrin soğumadı mı
Demek susuz gezeklerde bir küheylan 
Bağışık etinde sönen kırbacın acısına 
Belki de alnı şeddelerle son bulur
Düşünde vahyi 
Betimlemek olmasa

İçlenip içlenip susarak
Dilinde şehvetengiz ağıtlar
Dizlerine kadar saplanıp günaha
Avuçlarına kekeme bakışlar atarak
Sözleri saklında damıta damıta
Sonra avazın çıktığınca
Kalbini ilk yoklayana
Sunmaktan söyle guslün bozulmadı mı
Sanıkmış meğer cürmüne her damla suladığın
Yeterince beyazmış hiç açılmasa da saçların
Sözlerin en hakikisi
Henüz kavmine sunulmamış

Ayırarak korkuları,  eksilerek heceden
Yokuşta susayarak, kollarını kıvırarak
Cebindeki dünleri takvimlerden sorarak
Söyle sesinde biriken şarkılar sustu mu
Düştün mü şefkatine o çakıl yağmurların
Dağıldı mı içinde büyüttüğün nar
Eli uzanır da bir söğüt dalına aşkın
Ağzında erezlenen bu şapırtı aşikar
Değil mi ki her sözün önce O'ndan savrulur

Satırlarda ararsın o büyük buluşmayı
Oysa aşka düşen ilk okumayı unutur


19 Ekim 2024 Cumartesi

Soluk Ninniler

Gözlerim dalacak delik arar karanlıkta
Sabah olur ağıtlarla karşılarım sabahı
Herkes suçlu bir sanık sensin anlasana 
Bakışından mahkum oldun savruluşlarıma

Olur da bir gün sana
Beni anneme bağışla dersem eğer
Çekinme, döşünden ninniler yağdır bana
Ben uyuyamam ki bu aydınlıkta dersem
Düşünü perde et gözlerime

O vakit ipinden kurtulmaktır zaman
Ne kaldıysa ellerimde 
Bir uçurtma çizerim gözlerine
Bir aslan bir ormana nişan alır vurulur
Sen olursun, oldukça silikleşir bu beden 
Bir kışın bir kapıyı kırdığını anlarım

Beni bir kez öldür, ötesini ben yazarım
İçimde kepezlenir gülüşün ve cinayet
Bana bir kez vur diyorum, bırak elinden olsun
Nasılsa dudağın kıvrımında bir menekşe taşıyorsun
Nasılsa pembeye gebedir yanakların
Alırsın uykumu onunla açarsın

Bu ara yollarına dolanmakla meşgulüm
Bir bahane bulsan sen de düşersin bu tokluğa
Bir elini tutsam ki mevsimler yaza döner
İki elin yağmurları oruç olur açlığa

Bize başımızı dik tutan ninniler bağışla
Bağışla çünkü bu evren üstümüzde büyüyor
Günler güz oluyor hiç durmadan, güzler çöllere, çöller döl
İki kız bir oğlan oluyor bana bu içleyişler
Günler dünlerle doluyor, 
Gözler gülüşlere
Sonra geceyi sadece ninniler tutuyor
Uykular buluyor sabahı, ninniler bitiyor
Bizi uyutmayan ateş
İçimizde sönüyor 
"Bu yüzden eğik boynum"


13 Ekim 2024 Pazar

BUYURAT

Söylesen bir yerinden eksilmeye durur zaman
Sustukça tüm odunların ıslanacak
İçindeki ateş yağmurla sulanacak
Omzunda trenler yüklü bir sabah
Ne kadar eskidiğini göreceksin ay ışığında
Kurutulmuş günler gibi bir buyurat
Sarkacak bulutlardan şakaklarına

Sana kimse böyle buyurmadı
Kimse unufak olmadı kısılan gözlerinde
Avuntun yoktu, şehre bir cihangir gibi atılmadın
Ne zaman ki sürdün şahlarını oyuna
Ufkun erezledi, umudun
Pusula oldu sarmaşıklarına

Sıkıntını geviş et, dişlerin gıcırdasın
Diye buyurdu tüm can damarların
Ayaklan ve kibrini çöz
Tut şu bir türlü kurulmayan sofranın ucundan
İştahın kalkan olsun sana, hazzın küheylan
Kaçınması en zor savaşlardan

Ne dünyaya yemyeşil ne şiire harekesiz
Tutuşmuş değilsin gurbette şeceresiz
Attığın ilk adımla fırtınalar buyurdu kalbin
Bazısı şehvetengiz, çokçası lirik
Dedi ki yeniden biçimlendir aynada cismini
Bitimsiz dalgalar bileyle, elindedir
Sislerin saltanatından ayrıl ve söyle
Genzinde düğümlenen tufanı çöz
Hepsini saç ormanına ve söyle:

"Olduğuma şahit ol, gördüğüme bahane
Yazdığım senin olsun, duyduğun kundağım
Gözlerini buyur et, yetiştir zırhıma
Bakışın buyurat, kucağın mihrabım"

12 Ekim 2024 Cumartesi

Ormana Düşen Mektup

Senin bir adın var 
Zikrimde olan tüm adlarından başka
Ve biliyorum, onu ben koymadım

Suya bir tel düşer saçlarından
Alır onu okşar gece dalga boyu
Sarı, sapsarı bir rüya dilime dolanan
Sen bozarsın büyüsünü
Sen, kaldırıp geceyi bu eğik baştan

Ben çok önceden söylemiştim
Dokunduğun bir yerden gelecek bahar
Bastığı toprağın maşuğu olacak bir gül
Bir de "La Havle!" der gibi bir bahçıvan 
Nasırlı ellerini yüzüne süren bahçıvan
Rüyasını görecek affın ve umudun
Bir de aşkın rüyasını sil baştan!

Ben bilirim 
Sabrı aşınca andan dışarı uzanan bir yol var
Zamanın hükmü geçmez bir yol 
Tanrı orda bekler ikimizi 
Ve sen adını koyamadığım bir yerdesin 
Bunu da bilirim 
Göğün işvesinden uzak
Yerde duramayacak kadar güzel
Açılmayı bekleyen bir falsın uzakta 
Ama benim tutulmamış ellerim 
Taptaze soluğum 
Ve yaşanmamış bir çocukluğum var
Bana ordan dur
Bana kulağıma okunan ezanla başla

Sana bunu da söylemiştim 
Ekilmeye hazır bir tohumum ben burada
Sen sakın ola beni yanlış anlama
Gelip beni sev ama 
Merhem olma yarama

Bekliyorum artık
Adımı ısmarla ormanına



5 Ekim 2024 Cumartesi

Düşte Ziya

Düşte ziya yedi renk yağmurlar peşi sıra
Hepsine niyetlenip gayrı murad etmişiz
Bu guslü dermeyanı zırhına nakış edip
Tutmayacak duayı nefse sanık etmişiz

Boşa vardı dimağı mestine kaldı düçar
Sebeplenip hepsine, kalbi kitab etmişiz
Arastadan ırmağı dolduran şu bengiyar
Küfredip ötesini başka Kur'an etmişiz

Nura değdi hevesi, say ki mezhebi cedid
Celallenip firkate, bezme veda etmişiz
Odur ki zülfikarı boynuna vurdu habib
Yedi rengin birini serde muhtar etmişiz