Avuntularını sereyim diye çıkarım balkonlarına
Dişlerimde geçmiş şu bahar kadar fiyakasın
Öldüysen sözümü tut, geldiysen tetiği çek
Yalnız kaldığım her anda parlayan merhabasın
Dişlerimde geçmiş şu bahar kadar fiyakasın
Öldüysen sözümü tut, geldiysen tetiği çek
Yalnız kaldığım her anda parlayan merhabasın
Ellerin çok açık, saçların çok yanıcı
Saçların oksijene maruz, kefene dua gibi
Dilinden düşmez bir gençliğin kırıntısı
Yakışır yüzüne bu görünmez ayna hali
Saçların oksijene maruz, kefene dua gibi
Dilinden düşmez bir gençliğin kırıntısı
Yakışır yüzüne bu görünmez ayna hali
Bende ne var diye soracak olursan
Ellerim ardında dolu sadece kasımpatı
Kadar yoğun kadar kısık kadar ıslak ve serin
Yumrukları susturan telgrafın telleri
Durmayın yine gelin, susmayın yine gelin
Ellerim ardında dolu sadece kasımpatı
Kadar yoğun kadar kısık kadar ıslak ve serin
Yumrukları susturan telgrafın telleri
Durmayın yine gelin, susmayın yine gelin
Sendeki kızıla hastalık, bendeki yeşile
Sen ki ormana küskün, ben ki güneşe
Sende çözülmeye hazır bir gizemin ilk hevesi
Bende gömleği ilik bozan peygamber endişesi
Sen ki ormana küskün, ben ki güneşe
Sende çözülmeye hazır bir gizemin ilk hevesi
Bende gömleği ilik bozan peygamber endişesi