21 Temmuz 2024 Pazar

Sabır Taşı


Sabır taşın çatlasın, gurur riyadır bize
Kız ateşin parlasın, uçsuz fezadır bize

Düşler abdest istemez, düşkünlere sor suyu
Abad olan yaşasın, huzur tenhadır bize

Kavgalarda büyüsün, iki kız biri çocuk
Dizlerinde uyusun, uyku revadır bize

Mataram sende kalsın, sahralarda susama
İnat bağın çözülsün, şiir vahadır bize

Takvimlerde arama, bir gün elbet o keder
Seni hicrette bulsun, yollar beladır bize

Sırdan düşmüş yoluna, şapkadan bu hokkabaz
Ne verecekse versin, kader kuradır bize

Tellerinde akışkan, hangi renk, hangi elem
Güneşlerde eskisin, zerrin abadır bize

Derdim sorma ne olur, ipim yokta sallanır
Eksiği yok fazlasın, yolun ezadır bize

21.07.2024

19 Temmuz 2024 Cuma

Vesselam

Kırkları geçtik vesselam bu düzlük bana dardır
Mavinin her tonu başka hoş hepsi de haramdır

Kurtulan ipte kırmızı, düşleri ziyandır
Yad'ile serde pürmüzü ateşi hicrandır

Kul ola bir yaşına gevher-i müberradır
Dilde nabza gülnihal oltası perihandır

Meryem yüze namzetin âteş-i füruzandır
Değil gayba hikmetin kuvvet-i züleyhadır

Dil ey kalbime nazan bu meclis bana dardır
Ol bezmimize mey ki namın gülendamdır

Yarına kalmam ahu bu sadalar bana bamdır
Aşk ola nef'te çarmıha bu diyar girizgahtır

5 Temmuz 2024 Cuma

Adak

 
Unufak çaputlar sıkıştırırdım her yerine ağacın
Üç dilek hakkım olsa, hepsine adınla başlardım 
Bir; gece gelen niyet gibi saçıl içime 
İki; nefse inen buyruk gibi çoğal
Üç; kendini durmaksızın tekrarla
Işıkları söndür, karanlıkta ellerini en sıkı ben tutardım
Başka eslerde susmaya mecalim kalmazdı
Sana yorgunlukla kaçar, seni ulamak için yepyeni isimler arardım
Aramızda tenvin kokardı esreler
Gün gelir bu şiiri tersinden yazardım

Şimdi unut içimizden toprağa yayılan hoşnutsuzluşu
Ellerimin kazamadığı bir çukur var göbeğimde
Günahlarımın geçemediği kuyu
Omzumda hiç dinmeyen telaş var 
Sanıyorum senden doludizgin
Kaçıyor olmanın korkusu
İnan ki omuzlarımdan ve
Şah damarımdan duyuluyor kalbim 
Gidecek yeri olmasa da son sürat yarışıyor 
Sevgilim ben ebabil olamam ama benim de dişlerimi çakıllar kesiyor
Oturmuş kalmışım bu İbrahim sofrasına
Neyim kaldıysa gelişine 
Kurban gidiyor

Bana bakıp durma daha 
Ben bu kirli elleri ıpıslak tutuşlarından tanıyorum artık
Ben bu kirli sözleri dudaktan kopuşlarından
Bana bakma ben
Her gün yeni bir put çiziyor ve katlediyorum hiçimde
Her darbede İsmail sanıyorum kendimi
Öyle küstah işte ellerim, öyle kapkara 
Ve törpüsüz batıyor tüm sarmaşıklara

Ne dersin
Dağılsak mı şöyle hepimiz upuzun bir sofraya
Ekmeğimizi bölen 
de bir nasıl olsa
Suyumuzu ıslatan da