Unufak çaputlar sıkıştırırdım her yerine ağacın
Üç dilek hakkım olsa, hepsine adınla başlardım
Bir; gece gelen niyet gibi saçıl içime
İki; nefse inen buyruk gibi çoğal
Üç; kendini durmaksızın tekrarla
Işıkları söndür, karanlıkta ellerini en sıkı ben tutardım
Başka eslerde susmaya mecalim kalmazdı
Sana yorgunlukla kaçar, seni ulamak için yepyeni isimler arardım
Aramızda tenvin kokardı esreler
Gün gelir bu şiiri tersinden yazardım
Şimdi unut içimizden toprağa yayılan hoşnutsuzluşu
Ellerimin kazamadığı bir çukur var göbeğimde
Günahlarımın geçemediği kuyu
Omzumda hiç dinmeyen telaş var
Sanıyorum senden doludizgin
Kaçıyor olmanın korkusu
İnan ki omuzlarımdan ve
Şah damarımdan duyuluyor kalbim
Gidecek yeri olmasa da son sürat yarışıyor
Sevgilim ben ebabil olamam ama benim de dişlerimi çakıllar kesiyor
Oturmuş kalmışım bu İbrahim sofrasına
Neyim kaldıysa gelişine
Kurban gidiyor
Bana bakıp durma daha
Ben bu kirli elleri ıpıslak tutuşlarından tanıyorum artık
Ben bu kirli sözleri dudaktan kopuşlarından
Bana bakma ben
Her gün yeni bir put çiziyor ve katlediyorum hiçimde
Her darbede İsmail sanıyorum kendimi
Öyle küstah işte ellerim, öyle kapkara
Ve törpüsüz batıyor tüm sarmaşıklara
Ne dersin
Dağılsak mı şöyle hepimiz upuzun bir sofraya
Ekmeğimizi bölen
de bir nasıl olsa
Suyumuzu ıslatan da
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder