Söylesen bir yerinden eksilmeye durur zaman
Sustukça tüm odunların ıslanacak
İçindeki ateş yağmurla sulanacak
Omzunda trenler yüklü bir sabah
Ne kadar eskidiğini göreceksin ay ışığında
Kurutulmuş günler gibi bir buyurat
Sarkacak bulutlardan şakaklarına
Sustukça tüm odunların ıslanacak
İçindeki ateş yağmurla sulanacak
Omzunda trenler yüklü bir sabah
Ne kadar eskidiğini göreceksin ay ışığında
Kurutulmuş günler gibi bir buyurat
Sarkacak bulutlardan şakaklarına
Sana kimse böyle buyurmadı
Kimse unufak olmadı kısılan gözlerinde
Avuntun yoktu, şehre bir cihangir gibi atılmadın
Ne zaman ki sürdün şahlarını oyuna
Ufkun erezledi, umudun
Pusula oldu sarmaşıklarına
Sıkıntını geviş et, dişlerin gıcırdasın
Diye buyurdu tüm can damarların
Ayaklan ve kibrini çöz
Tut şu bir türlü kurulmayan sofranın ucundan
İştahın kalkan olsun sana, hazzın küheylan
Kaçınması en zor savaşlardan
Ne dünyaya yemyeşil ne şiire harekesiz
Tutuşmuş değilsin gurbette şeceresiz
Attığın ilk adımla fırtınalar buyurdu kalbin
Bazısı şehvetengiz, çokçası lirik
Dedi ki yeniden biçimlendir aynada cismini
Bitimsiz dalgalar bileyle, elindedir
Sislerin saltanatından ayrıl ve söyle
Genzinde düğümlenen tufanı çöz
Hepsini saç ormanına ve söyle:
"Olduğuma şahit ol, gördüğüme bahane
Yazdığım senin olsun, duyduğun kundağım
Gözlerini buyur et, yetiştir zırhıma
Bakışın buyurat, kucağın mihrabım"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder