Ezik topraklar aşkına
Ve katır toynaklarından kopan leylaklar için
Susuyorum bu son
Nefretim
Artık içimdeki çocuğu esirger gibi
Tek sözüm anızlar kusan
Göğsüme sığmayan bir kaburga
Ve katır toynaklarından kopan leylaklar için
Susuyorum bu son
Nefretim
Artık içimdeki çocuğu esirger gibi
Tek sözüm anızlar kusan
Göğsüme sığmayan bir kaburga
Bu kabri kim biçtiyse bize
Söyleyin kimdi kısık türkülere ses veren
Bu sefil yaşamakları moda kılan kimdi
Ellerim buhurdu ilk tutulduğundan beri
Sesim duyulduğundan beri eskiydi
Şımartılmış bir çocuktum hem
Büyüdüğünü anlamadan hedefe doğrulmuş
Öylesi esrik öylesi çekik
Ve günyüzü görmeden gecelere vurulmuş
Susuyorum gerçekten vallahi de son
Yakası tam sineden yırtılıp ilmek olmuş
Ne verdiyse yaradan ona söyledim heceleri
Susuyorum bu son
Gidiyorum ormanı çözülmüş bu kentten
Susuyorum algısı puslu bu gençlikten
Kıblesi kayık, guslü bozuk, meramı şirk
Bitiyorum yitirdiğim bozkıra alevimi
Saklımda hadesten cünup bir rüya
Dileğimdir sesim kirlenmesin bir daha
İnan tövbeler diye kaç gece
Yastığın altına sokuşturdum heceleri
İnan ki gözlerim
Hep böyle kalsınlar diye
İnan ki yoktur rengi hem
Yalnızca protesto
Utancımdan gizledim soyulmuş tırnakları
Aceleden seyirdim kılıcı tokluğuma
Ezan diye sesledim nihavent vuruşları
Etrafımı cami, ağyarımı mavi
Tam kuruyacaktım telefon çaldı sonra
Dönüp baktığımda arayan bendim
Susuyorum bu son
Bu karamsar çocukları azad ediyorum artık
Ne kadar dün bırakmışsam yarına
Neyi can edip dikene vardıysam
Bir bir atıyorum atıyorum boşluğa
Dönüyorum kızıl, duruyorum mavi
Soluyorum yeşil
İnan hepsinden biraz ve
Hiçbirine ait değil gözlerim
Demek ki ötesi yüklüdür daha
Demek ki hala yaşama dair
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder