21 Eylül 2024 Cumartesi

Susuyorumdu

Ezik topraklar aşkına
Ve katır toynaklarından kopan leylaklar için
Susuyorum bu son
Nefretim 
Artık içimdeki çocuğu esirger gibi 
Tek sözüm anızlar kusan
Göğsüme sığmayan bir kaburga

Bu kabri kim biçtiyse bize
Söyleyin kimdi kısık türkülere ses veren
Bu sefil yaşamakları moda kılan kimdi
Ellerim buhurdu ilk tutulduğundan beri 
Sesim duyulduğundan beri eskiydi
Şımartılmış bir çocuktum hem
Büyüdüğünü anlamadan hedefe doğrulmuş
Öylesi esrik öylesi çekik 
Ve günyüzü görmeden gecelere vurulmuş 
Susuyorum gerçekten vallahi de son
Yakası tam sineden yırtılıp ilmek olmuş

Ne verdiyse yaradan ona söyledim heceleri
Susuyorum bu son 
Gidiyorum ormanı çözülmüş bu kentten
Susuyorum algısı puslu bu gençlikten
Kıblesi kayık, guslü bozuk, meramı şirk
Bitiyorum yitirdiğim bozkıra alevimi
Saklımda hadesten cünup bir rüya
Dileğimdir sesim kirlenmesin bir daha

İnan tövbeler diye kaç gece 
Yastığın altına sokuşturdum heceleri
İnan ki gözlerim 
Hep böyle kalsınlar diye
İnan ki yoktur rengi hem 
Yalnızca protesto
Utancımdan gizledim soyulmuş tırnakları 
Aceleden seyirdim kılıcı tokluğuma
Ezan diye sesledim nihavent vuruşları 
Etrafımı cami, ağyarımı mavi
Tam kuruyacaktım telefon çaldı sonra 
Dönüp baktığımda arayan bendim 

Susuyorum bu son
Bu karamsar çocukları azad ediyorum artık
Ne kadar dün bırakmışsam yarına 
Neyi can edip dikene vardıysam
Bir bir atıyorum atıyorum boşluğa
Dönüyorum kızıl, duruyorum mavi
Soluyorum yeşil
İnan hepsinden biraz ve 
Hiçbirine ait değil gözlerim
Demek ki ötesi yüklüdür daha
Demek ki hala yaşama dair

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder