Alışmıştı oysa kalbimiz
Denizin dinmeyen dalgalarına
Şimdi konan bu sükut
Tırnaktan saç diplerime
Denizin dinmeyen dalgalarına
Şimdi konan bu sükut
Tırnaktan saç diplerime
Adsız bir mezar oluyor şehir
Direnirken leylak kokularına onun
Çarparken gözlere görülmediğim
Geçerken uğultusundan işlek caddelerin
Güneşin sözünü tutmadığı oluyor
İnsanın dünyaya sözü geçmiyor ha! -kalbine-
Rüya, içimizdeki hain
Ne kadar da yüksek sesle söylese
Sarhoşluğun moda olduğu an
Kaçış nereye
Ah yüzüme sıçramış çamur
Doğanın dinmeyen valsi
Kazınmaz lekedir o bakmasın bilene
Develer tellal olsa dahi aşk kalır geriye
Anlamak istemediğim bir şey var
Asıl yoran da o
Bilirim kızıl gecelerin bekaretini
Anlarım
Ansızın gelen akşam üstlerinden fakat
Kalbimden sual edemem
Hangi yolun yolcusu, hangi dağın korkak tavşanı
İnsan, dışına kör, içine bulanık
Oysa ne de çok severiz değil mi şeytan taşlamayı
Yarısına gelinmemiş, besmelesi dahi çekilmemiş ömrün
Yine de baksan sert adımlarla kazmışımdır asfaltı
Başkaları buna adın taşlama der
Ben bilirim uzun bir aşk şiiri olduğunu hayatın
Sahi hayatla alıp veremediğim ne?
De ki; biz insanın dişini kamaştıran ne varsa aşk deriz
Ne hazin bir türküdür o söylemeyi bilene
Aklımın ayazından kibirle geçiyor
Kalbimi yarıda bıraktım
Fitilini çekmiş olmakla bir en ağır ayrılıkların
Değil mi ki en ufak bir bakışın
Müebbete gücü vardır
Ah! Gözlerin ruhsatsız bir tabancaydı
Tetiğiyle sınandım
Aşka ilenmek yazgısında ruhun
Beklentileri boşa çıkaramıyoruz
Diyorum bir güz var
Yüzüme çok yakışan
Diyorum yetiş
Diyorum yetiş
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder