22 Ağustos 2024 Perşembe

Eğri Taksim

Hasretim ayakların altında ufalanan toprağa
Hasretim, gürül gürül yazına, 
Tek kanat uçuşuna
Yangın bakışına

Razıyım gözlerinde parıldayan boşluğa
Bölünsün uykum artık saklım çürüsün 
Aramızda konaklayan şu baldıran acısı
Benle bir kalana dek her şeyi bölüşsün 

Niyetim ki, şarkılar sana kalsın, şiirler bana
Destanlar sana, kurbanlar bana
Gülüşün sana, saçların bana
Avcumda açığa çıkmaya hazır tonlarca mısra
Sebebin kaldıysa ağzımdan al
Al ki ağzım
İsmini ele verir girift bulmaca

Sana saklımdan bir demet sunuyorum
Gözlerim yeşil oldu mu lambaları açarsın ya
Odur işte ben adımın Hamza olduğunu 
Şiirimin beyaza ve 
Kıblemin kızıla durduğunu
En başında unutmuşum
Nehirden akan şu kadim mora karışmış dosyam
Sayfaları tenine karışmış
Öyle uzakta
Ama sol elimden daha yakınsın anla
Güneş havayı seyreltir ve sen
Renkleri boyarsın boylu boyuna

Sana bu demeti saklımdan sunuyorum
Her teli ismini söylerce kulpsuz kurmaca
Diyorum ki 
Kürekleri neden koptu yularından 
Adı Hamza
Saçıldı kirpikleri bir kış masalına
Iscacık toynakları kırıldı sinirinden
Düşlemeden buldu ya kulvarın ortasını
Değdi başı yalnız arza aceleden

Oysa kimdi yatıştıran dalgaları seyre mahpus
Kimdi sırtına havlu koyan terlemiş bir atın
İster alnımı kurcala, istersen kırbacı kus
Serilmişiz kadehe, süt kokmuyor ağzımız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder